Haber ve Röportaj Jale Işıma
Sayın KafeKosmos okurları, bugün Fethiye Mahallesi’nde sıradan bir sokak röportajı yaparken istemeden teorik fiziğin ve hafif ölçekli toplumsal çöküşün içine düştük.
Kaldırım kenarında çekirdek çitleyip varoluşsal yorgunluk yaşayan vatandaşlarla konuşurken, aniden bir hanımefendi büyük bir içsel dramla kameramıza döndü ve o kadim cümlesini kurdu:
“Yer yarılsa da içine girsem!”
KafeKosmos olarak bizim görevimiz halkın metaforlarını sonuna kadar ciddiye almaktır. Bu nedenle kendisine şu soruyu yöneltim:
Jale Işıma: Affedersiniz efendim, koordinat verebilir misiniz? Tam olarak hangi yer yarılacak ve siz orada hangi kata kadar inmeyi düşünüyorsunuz?
Vatandaşımız bir süre boşluğa baktı. Ardından son derece net konuştu:
“En dip. En son. Cehennem kadar dip.”
Bu cevap üzerine bir simitçi tezgâhını kapattı. Uzakta bir martı bağırdı. Bir çocuk durup sebepsiz yere “abla quantum!” diye bağırdı.
Mesele artık belediyeyi aşmıştı.
Konunun doğrudan temel fiziğe girdiğini anlayınca mikrofonumuzu tesadüfen orada olan fizikçi, eski başbakan ve yarı zamanlı briç oyuncusu Erdal Bey’e uzattık.
Kendisi o sırada çayını karıştırıyordu.
Jale Işıma: Efendim saygılar. Vatandaşımız “yer yarılsa da içine girsem” diyor. Teknik olarak soruyoruz: Bir insan yer yarıldığında en fazla nereye kadar girebilir?
Erdal Bey: Şimdi efendim… öncelikle vatandaşımızın talebini son derece anlaşılır bulduğumu ifade edeyim. Türkiye’de zaman zaman hepimiz benzer düşüncelere kapılabiliyoruz. Ancak fizik bazı sınırlar koyuyor. Şimdi diyelim ki yere girdik. Önce toprağı geçeceğiz. Sonra kayaları. Sonra atomları. Sonra atom çekirdeklerini. Sonra protonları. Sonra kuarkları…
Fakat bir noktadan sonra evren bize şöyle diyor: “Kusura bakmayın, sonrası tadilatta.” Biz fizikçiler buna Planck ölçeği diyoruz.

Jale Işıma: Yani yerin gerçekten bir “dibi” var mı?
Erdal Bey: Var gibi ama aynı zamanda yok gibi. Bu biraz belediye kazısı gibidir. Bir yere kadar inersiniz, sonra kimsenin ne geçtiğini bilmediği borular başlar.
Planck uzunluğunda artık uzay dediğimiz şey düzgün çalışmaz. Fizik orada hafif dağılır. Mesela ölçüler anlamsızlaşır. Sağ-sol karışır. Neden-sonuç ilişkisi bozulur.
Jale Işıma: Vatandaşımız oraya ulaşırsa huzur bulabilir mi?
Erdal Bey: Hayır efendim, tam tersine. Çünkü vatandaşımız oraya indiğinde artık “yer” diye bir şey kalmayacaktır. Kendisi kuantum köpüğü dediğimiz son derece huzursuz bir yapının içine düşer. Şimdi köpük deyince insanlar hamam gibi bir şey düşünüyor ama hayır. Oldukça tatsız bir köpüktür. Orada uzay-zaman sürekli fokurdar. Adeta evrenin çorbası kaynamaktadır. Bir nevi kozmik işkembe çorbası.
Jale Işıma: Yani vatandaşımız “beni dünya yutsun” derken teknik olarak çok riskli bir talepte mi bulunuyor?
Erdal Bey: Kesinlikle. Çünkü dünya sizi bir yere kadar yutar. Ondan sonrası teorik fiziktir. Ve teorik fizik genellikle insanın pişman olduğu noktadır.
Bu sırada röportajı izleyen başka bir vatandaş söze girerek: “Ben zaten üç yıldır kuantum köpüğünde yaşıyorum.” dedi ve uzaklaştı.
Jale Işıma: Efendim hazır sizi bulmuşken şunu da sormak isterim… Türkiye’de toplumun giderek daha gergin ve kutuplaşmış hale geldiği söyleniyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erdal Bey: Şimdi efendim… toplumlar biraz düdüklü tencereye benzer. Basıncı kontrollü verirseniz güzel yemek olur. Ama sürekli ateşi açıp kapağı bantlarsanız bir noktada mutfak ortadan kalkar.
Türkiye’de bazen insanlar kapağı bantlayınca buharın yok olduğunu düşünüyor. Halbuki buhar sadece daha öfkeli hale geliyor.
Jale Işıma: Yani sizce sorun enerji mi?
Erdal Bey: Mesela bir yayı sıkıştırırsınız. Yay dışarıdan bakınca sakin görünür. Ama içinden şöyle düşünür: “Bir bırakın da göstereyim.” Toplumlar da biraz böyledir.
Bu sırada yakındaki biri: “Aynısı belediye yönetiminde de var!” diye bağırdı. Erdal Bey başıyla onayladı.
Jale Işıma: Son olarak halka iletmek istediğiniz bilimsel bir mesaj var mı?
Erdal Bey: Var efendim. Vatandaşlarımız mümkünse “yer yarılsa da içine girsem” demeden önce fiziksel sonuçlarını değerlendirsinler. Çünkü evren çok büyük ama oldukça düzensiz bir yerdir. Ve çoğu zaman insanın aradığı huzur, Planck ölçeğinde değil… düzgün çalışan bir belediye toplantısında olabilir.
Gerçi o da son derece teorik bir ihtimaldir. (Gülüyor.)
Yorum Yok! İlk yorumu siz yapın.