Ayvalık Akademisi
  • Akademi
    • Müfredat
    • Öğrenci Kulüpleri
  • Haber
  • Yayınlar
    • Manifestolar
    • Defterler
    • Ön Tezler
  • Medyatek
    • Hafıza Kayıtları
    • Dizi
    • Radyo
  • KafeKosmos
  • Akademi
    • Müfredat
    • Öğrenci Kulüpleri
  • Haber
  • Yayınlar
    • Manifestolar
    • Defterler
    • Ön Tezler
  • Medyatek
    • Hafıza Kayıtları
    • Dizi
    • Radyo
  • KafeKosmos
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Ayvalık Akademisi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç

Dijital Bakış III — Eksiğin Müsaderesi

Yazan: Ertuğrul Söyler
Kayıt yeri: Defterler, Yayınlar

Bir pikin çöküşünde meşruluğun el değiştirmesi üzerine

Kamusal bir kimlik çöktüğünde çoğu zaman gerçeğin ortaya çıktığını düşünürüz. Yıllardır yardımsever, güvenilir, başarılı, ahlaklı veya örnek kişi olarak sunulan birinin bu anlatıyla uyuşmayan eylemleri görünür olduğunda, görüntünün arkasındaki gerçek insanın nihayet açığa çıktığını söyleriz.

“Meğer öyle değilmiş.”

“Aslında böyle biriymiş.”

“Gerçek yüzünü şimdi gördük.”

Bu cümleler ilk bakışta eski bir yanılgının dağılmasını anlatır. Fakat çoğu zaman dağılan şey sabit özne yanılsaması değildir. Yalnızca sabit öznenin içeriği değişir.

Önce “iyi insan” denilen yerde şimdi “sahtekâr”, “bağımlı”, “çıkarcı” veya “kötü insan” durur.

Eski merkez çöker.

Merkez kurma işlemi devam eder.

Çöken resmî pik

Bir insan hakkında yıllarca dolaşıma sokulan yardım görüntüleri, röportajlar, kurum faaliyetleri, açıklamalar ve kamusal anlatılar belirli bir kimlik yoğunluğu üretir. Kişi artık yalnızca birtakım eylemlerde bulunmuş biri değildir. “Toplumun babası”, “halkın sanatçısı”, “dürüst iş insanı” veya “örnek aile babası” gibi bir merkez çevresinde okunur.

Bu merkez özne değildir.

Kişinin içinde bulunan hakikatin dışarıya yansıması da değildir. Farklı kayıtların, tekrarların, kurumların ve beklentilerin belirli bir ad çevresinde örgütlenmesidir.

Buna resmî pik demiştik.

Resmî pik yalnızca kişinin kendisi hakkında söylediklerinden oluşmaz. Medya, devlet, reklam, meslek, aile ve toplumsal gelenek tarafından desteklenir. Bazı kayıtlar seçilir, bazıları arka plana itilir, bazıları ise hâkim anlatıyla uyumlu biçimde yeniden okunur.

Zamanla bu merkez kişinin toplumsal olarak tanınmasının en kolay yolu hâline gelir.

Fakat resmî pikin çöküşü özneyi ortaya çıkarmaz.

Yeni bir bilgi, eski anlatıyla uyuşmayan bir eylem veya maddi bir zarar görünür hâle geldiğinde kamusal bakış çoğunlukla belirsizliğe dönmez.

“Demek ki onu bilmiyormuşuz” demek yerine, daha hızlı ve daha kesin başka bir hükme geçer:

Asıl kişi şimdi ortaya çıktı.

Böylece resmî pikin dışında duran bir kayıt yeni ve daha gizli bir merkez hâline getirilir. Bir bağımlılık, borç, ihmal, yalan veya suçlama kişinin hayatındaki başka bir olgu olarak kalmaz. Geçmişteki bütün kayıtları açıklayan anahtar gibi kullanılmaya başlanır.

Bu yeni merkez gayriresmî piktir.

Resmî pik görünür kimliği düzenlerken gayriresmî pik görünür olanın arkasındaki “asıl kişi” iddiasıyla kurulur.

Fakat ikisi de özne değildir.

Aynı adrese bağlanan kayıtların iki ayrı yorumlama merkezinde toplanmasıdır.

Biri şöyle der:

O iyi bir insandır.

Diğeri şöyle der:

O aslında kötü bir insandır.

İlk cümle çöktüğünde ikinci cümle kendisini hakikat olarak sunar.

Oysa değişen yalnızca yüklemdir.

Dil aynı “o”yu korur.

Dilin koruduğu “o”

Buradaki güçlük yalnızca düşünsel değildir. Dilin kendisi bizi sabit bir özne kurmaya doğru iter.

Cümle kurarken bir faile, yükleme ve zamansal sürekliliğe ihtiyaç duyarız. Birbirinden farklı eylemleri tek bir “o” etrafında toplarız. Ardından bu gramatik birliği ontolojik bir bütünlük gibi okumaya başlarız.

“O yardım etti.”

“O kumar oynadı.”

“O yalan söyledi.”

“O insanları kurtardı.”

Bu cümlelerdeki “o”, farklı zamanlarda ve farklı koşullarda gerçekleşen eylemlerin ortak adresidir.

Fakat dil bu ortak adresi, eylemlerin arkasında duran sabit ve bütünlüklü bir özne gibi gösterir. Kayıtlar arasında çelişki ortaya çıktığında çelişkiyi korumak yerine doğru özneyi bulmaya çalışırız.

Önceki özne yanlışsa yenisi doğru olmalıdır.

İyi insan değilse kötü insandır.

Kahraman değilse sahtekârdır.

Fedakâr değilse çıkarcıdır.

Bu nedenle kamusal ifşa çoğu zaman özne yanılsamasını yıkmaz. Onu başka bir yüklem çevresinde yeniden düzenler.

Gerçek yüz ortaya çıkmaz.

Yeni bir yüz, gerçek olarak onaylanır.

Olgu ile kişilik teşhisi

Bu ayrım, olguları ve sorumluluğu önemsizleştirmek anlamına gelmez.

Gerçek mağdurların, maddi zararların ve hukuki sorumlulukların bulunduğu olaylarda kimin ne yaptığı, kimin zarar gördüğü, hangi paranın nereye gittiği, hangi yükümlülüğün ihlal edildiği ve hangi iddianın kanıtlandığı belirlenmelidir.

Belirsizliği romantikleştirmenin veya sorumluluğu öznesizlik adına dağıtmanın anlamı yoktur.

Öznesizlik, sorumsuzluk değildir.

Bir kişinin bütünlüklü bir özünün dijital veya kamusal yüzeyde bulunmaması, eylemlerin faili olmadığı anlamına gelmez. Eylemler kişilere bağlanabilir. Zarar kaydedilebilir. Sorumluluk saptanabilir. Suç, hukuk içinde kanıtlanabilir.

Fakat eylemi kişiye bağlamakla kişiyi tamamlamak aynı şey değildir.

Bir eylemin failini belirlemek mümkündür.

O eylemden kişinin bütün hakikatini çıkarmak zorunlu değildir.

Sosyal medya yüzeyinde ise tartışma çoğu zaman maddi zarardan başka bir düzlemde sürdürülür. Mağdurların ne yaşadığı, hangi denetimin işlemediği veya zararın nasıl giderileceği geri plana çekilir.

Asıl mesele kimin baştan beri haklı olduğu hâline gelir.

Bir taraf eski meşruluk merkezini kaybeder:

Biz ona inanmıştık.

Diğer taraf aynı çöküşten yeni bir meşruluk üretir:

Biz zaten onun böyle biri olduğunu biliyorduk.

Bu anda olayın nesnesi yer değiştirir.

Zarar, sorumluluk ve sonuç geri plana çekilir.

Kimin doğru gördüğü, kimin aldandığı ve kimin yanılmayan tarafta bulunduğu öne çıkar.

Bir taraf kaybederken diğeri kazanır.

Fakat yapı değişmez.

Meşruluk devri

İlk taraf kendi eksiğini “iyi insanlara inanmak” üzerinden anlamlandırmış olabilir. Toplumsal kurumların yetişemediği yerde güvenilir bir kişinin ortaya çıkacağına inanmıştır. Yardım, dayanışma, adalet veya baba figürü ihtiyacını kamusal kişilikte bulmuştur.

Bu merkez çöktüğünde yalnızca kişi hakkında kurulmuş kanaat kaybolmaz. İnanan tarafın kendi konumuna verdiği meşruluk da zedelenir.

“İnsanları iyi tanırım.”

“Doğru kişiye güvenmiştim.”

“Bu iyiliğin parçasıydım.”

Bu cümlelerin dayanağı sarsılır.

Karşı taraf ise aynı boşluğu kendi konumuna aktarır. Eski merkezin açığı, yeni merkezin sermayesine dönüşür.

Şüphe etmiş olmak, güvenmemiş olmak, alay etmek veya baştan beri karşı çıkmak yeni bir hakikat konumu üretir.

Bu harekete meşruluk devri diyebiliriz.

Meşruluk devri, bir pikin çöküşüyle eksiği adlandırma yetkisinin eski merkezden karşı tarafa geçmesidir.

Fakat karşı taraf bu eksiği açık bırakmaz. Onu kendi açıklamasıyla kapatır ve yeni bir merkez kurar.

Bir pikin çöküşü belirsizliği geri getirmez.

Çoğu zaman yalnızca eksiği adlandırma yetkisini karşı tarafa devreder.

Eksiğin müsaderesi

Meşruluk devrinin daha sert adı eksiğin müsaderesidir.

Müsadere edilen şey yalnızca eski anlatının bıraktığı boşluk değildir. O boşluğun içinden konuşma, yargılama ve üstünlük kurma hakkıdır.

Karşı taraf çöken resmî pikin bıraktığı alanı sahiplenir ve kendi gayriresmî pikini kurar:

“Bakın, size söylemiştik.”

“İnsanların gerçek yüzünü biz görüyoruz.”

“İyilik görüntüsüne kanmamak gerekir.”

“Bu tür insanların hepsi aynıdır.”

Böylece tekil ve maddi bir olay daha geniş bir haklılık makinesine bağlanır. Olay yalnızca kendi sonuçlarıyla değerlendirilmez. Bazı insanların dünyayı baştan beri doğru okuduğunun kanıtı hâline getirilir.

Eksiğin müsaderesi, hakikatin bulunması değil, hakikat söyleme yetkisinin el değiştirmesidir.

İkinci yazıda sözünü ettiğimiz yorumlama mülkü, bakanın tanımsız bir açıklığı kendi yorumuna katmasıydı.

Eksiğin müsaderesinde ise ölçek büyür.

Artık yalnızca bir ayrıntının anlamı değil, çöken bir anlatının bıraktığı bütün alan sahiplenilir. Karşı taraf, eski merkezin başarısızlığını kendi genel doğruluğunun mülküne çevirir.

Bu nedenle kamusal skandallarda sık sık iki sahte bütünlük karşı karşıya gelir.

İlk bütünlük, kişinin eylemlerini iyilik, başarı veya güvenilirlik çevresinde toplar.

İkinci bütünlük aynı eylemleri sahtekârlık, çıkar veya gizli bozukluk çevresinde yeniden dizer.

Birincisi şöyle der:

Yaptığı iyilikler onun nasıl biri olduğunu gösteriyor.

İkincisi şöyle der:

Ortaya çıkan kusur, bütün iyiliklerin aslında ne olduğunu gösteriyor.

Her iki taraf da eylemlerden sabit bir özne çıkarır.

Her ikisi de dağınık kayıtların arkasında son sözü söyleyen bir kişilik merkezi bulunduğunu varsayar.

Aralarındaki çatışma özne varsayımıyla değil, öznenin hangi adla sabitleneceğiyle ilgilidir.

Bu nedenle gayriresmî pik resmî pikin gerçek alternatifi değildir.

Onun ters çevrilmiş devamıdır.

Kahramanın yerini alan teşhirci

Bir kahramanın çöküşü, kahramanlık düzenini otomatik olarak sona erdirmez.

Bazen yalnızca kahramanın yerini teşhirci alır.

Önce “iyiliği en iyi tanıyan kişi” sayılan figür vardır. Merkez çöktüğünde onun yerine “sahtekârlığı en iyi tanıyan kişi” geçer.

Kahramana inananların epistemik üstünlüğü, kahramanı teşhir edenlere devredilir.

Biri insanların iyiliğini bildiğini iddia eder.

Diğeri insanların gizli kötülüğünü bildiğini.

Biri görünür piki kutsar.

Diğeri gayriresmî piki.

Fakat her ikisi de aynı ayrıcalığı talep eder:

Kişinin gerçekte ne olduğunu ben biliyorum.

Bu devir sosyal medya açısından son derece verimlidir. Çünkü bir pikin çöküşü belirsizlik üretmek yerine yeni içerik üretir.

Eski gönderiler yeniden dolaşıma sokulur.

Görüntüler başka anlamlarla okunur.

Daha önce önemsiz görülen ayrıntılar işaret hâline getirilir.

“Bakın, burada zaten belliymiş” denir.

Geçmiş yeni pikin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenir.

Geçmişin müsaderesi

Gayriresmî pik kurulduktan sonra geçmişteki her tanımsız açıklık yeni merkezin delili olarak kazılır.

Önceden anlamı sabit olmayan ayrıntılar artık “zaten kendisini ele verdiği” anlar sayılır.

Bir yardım görüntüsü yalnızca yardım eylemini göstermez; gelecekte ortaya çıkacak kusurun hazırlığı gibi okunur.

Eski bir cümle yeni anlatının kanıtına dönüşür.

Bir jest, bakış, fotoğraf veya suskunluk geriye dönük teşhis malzemesi hâline gelir.

Profil defineciliği burada yeniden devreye girer.

Ancak bu kez defineci dikkat tek bir ayrıntıdan gayriresmî pik kurmakla yetinmez. Kurulan piki doğrulamak üzere bütün geçmişi yeniden kazar.

Böylece yeni anlatı yalnızca bugünkü boşluğu değil, geçmişin bağlamını da müsadere eder.

Kayıtlar kendi zamanlarından ve koşullarından çıkarılır. Yeni merkezin önceden mevcut kanıtları gibi düzenlenir.

Bu işlem hakikat üretmez. Çünkü yeni bulguların yeni merkezi yanlışlayabilmesine izin verilmez.

Her kayıt aynı sonuca bağlanır:

İyilik yaptıysa suçluluğunu gizlemek için yapmıştır.

Susmuşsa yakalanmaktan korkmuştur.

Konuşmuşsa kendisini aklamaya çalışmıştır.

Üzgün görünüyorsa suçludur.

Rahat görünüyorsa vicdansızdır.

Bu noktada gayriresmî pik açıklama olmaktan çıkar ve kapalı yorumlama rejimine dönüşür.

Her ihtimal onu doğrular.

Yanlışlanma imkânı ortadan kalkar.

Böylece ilk resmî pikin dogmatizmi, karşıt içerikle yeniden üretilir.

Bir pikin çökmesi hakikat alanını açmak yerine başka bir pikin dokunulmazlığını kurar.

Eksiğin toplulaştırılması

Eksiğin müsaderesi yalnızca bireyler arasında gerçekleşmez. Topluluklar, sınıflar ve siyasal taraflar da aynı hareketi yapar.

Bir grubun kahramanı çöktüğünde karşı grup yalnızca olguları göstermekle yetinmez. O çöküşü kendi dünya görüşünün genel doğruluğuna bağlar.

Bir kişinin kusuru, bütün bir sınıfın, siyasal görüşün, kültürel çevrenin veya ahlaki konumun kanıtına dönüşür.

Bunların hepsi böyledir.

Bu cümle eksiğin toplulaştırılmasıdır.

Tekil bir olayın bıraktığı açıklık, daha geniş bir kimlik kategorisini yargılama yetkisine çevrilir. Böylece gayriresmî pik yalnızca bir kişi hakkında değil, o kişiyle ilişkilendirilen bütün insanlar hakkında çalışmaya başlar.

Bir kişinin eylemi, bir grubun özü olarak sunulur.

Tekil bir zarar, genel bir karakter teşhisine dönüşür.

Bir hesabın çöküşü, bütün bir tarafın “gerçek yüzü” ilan edilir.

Sosyal medya bu nedenle yalnızca kişilik merkezleri değil, taraf merkezleri de üretir.

Bir tarafın kaybı diğer tarafın kendi eksiğini unutmasına yardım eder:

“Onlar kandı, biz kanmadık.”

“Onların kahramanı çöktü, bizim eleştirimiz doğrulandı.”

“Onlar insanları tanımıyor, biz tanıyoruz.”

Bu üstünlük konumu karşı tarafın kaybına bağlıdır. Diğerinin yanılması yalnızca bir bilgi değildir; kişinin veya topluluğun kendi yerini taşıyan dayanak hâline gelir.

Meşruluk nöbeti

Burada bir kördüğüm oluşur.

Her taraf kendi meşruluğunu karşı tarafın eksiğinde bulduğu için eksiğin gerçekten çözülmesini istemez.

Çözülen bir sorun, alınan bir ders veya kurulan denetim mekanizması uzun süreli haklılık hazzı üretmez. Buna karşılık yeniden ortaya çıkan her kusur, aynı üstünlük konumunu yeniler.

Toplumsal tartışma bu nedenle çözümden çok teşhis üretir.

Her yeni olayda taraflar maddi sonuçları incelemekten önce kendi eski konumlarını doğrulamaya yönelir. Olgu, geçmiş kanaatin sınanması için değil, geçmiş kanaatin yeniden ilan edilmesi için kullanılır.

Böylece bilgi birikmez.

Meşruluk nöbetleşe dolaşır.

Bir tarafın piki çöker.

Diğer taraf yükselir.

Yeni pik zamanla kendi körlüğünü üretir.

O da çöktüğünde meşruluk yeniden el değiştirir.

Yapı sürer.

İçerik değişir.

Öznesiz yüzey, gerçek sonuç

Bir kişinin resmî piki çöktüğünde arkasından gerçek özne çıkmaz. Gayriresmî pik de aynı öznenin daha sahici yüzü değildir.

İkisi de öznenin bulunmadığı bir yüzeyde kurulmuş merkezlerdir.

Dijital kimlik, öznenin izdüşümü veya bölünmüş parçalarının toplamı değildir. Farklı işlemlerin aynı hesaba, ada ve görüntüye bağlanmasını sağlayan teknik ve toplumsal bir düzenektir.

Öznenin burada temsil edilmesi gerekmez.

Fakat bu yüzey üzerinde üretilen yorumlar gerçek insanların hayatlarında sonuç doğurabilir.

Bir söylenti işe zarar verebilir.

Bir kayıt hukuki delil olabilir.

Bir yanlış sınıflandırma fırsatları daraltabilir.

Bir teşhir kişiyi şiddetin hedefi hâline getirebilir.

Bir kanıt gerçek bir zararı görünür kılabilir.

Bu nedenle öznesizliği sorumsuzluk olarak düşünemeyiz.

Kişinin sabit bir özünün bulunmadığını söylemek, eylemlerin, zararların ve hukuki sonuçların bulunmadığı anlamına gelmez.

Tam tersine kişilik teşhisi yerine eyleme, kayda ve sonuca daha dikkatli bakmayı gerektirir.

“Nasıl biri?” sorusu yerine şunları sormak gerekir:

Ne yaptı?

Kime zarar verdi?

Hangi kayıt bunu doğruluyor?

Hangi kurum sorumluydu?

Hangi sonuç doğdu?

Hangi iddia henüz kanıtlanmadı?

Zarar nasıl giderilebilir?

Bu sorular öznenin hakikatini bulmaya çalışmaz.

Eylemleri, kayıtları ve sonuçları birbirinden ayırır.

Böylece gerçek mağdurların görünürlüğü tarafların meşruluk mücadelesi içinde kaybolmaz.

Piksiz düşünme cesareti

Eksiğin müsaderesini durduracak şey yeni ve daha doğru bir pik kurmak değildir.

Piksiz düşünme cesaretidir.

Bir kişinin birbirinden farklı eylemlerini, bunlardan birini bütünün gizli merkezi hâline getirmeden değerlendirebilmek gerekir.

İyilik eylemi iyilik eylemi olarak ele alınabilir.

Bağımlılık bağımlılık olarak.

Zarar zarar olarak.

Yalan yalan olarak.

Suç iddiası ise kanıtlandığı ölçüde suç olarak.

Bunların arkasına bütünlüklü bir “iyi insan” veya “kötü insan” yerleştirmek zorunda değiliz.

Bu kolay değildir. Dil, hukuk, ahlak ve gündelik düşünce sürekli fail ve kimlik üretir. Eylemleri bir kişiye bağlamamız gerekir.

Fakat bağlamakla tamamlamak aynı şey değildir.

Bir eylemin faili belirlenebilir.

Bir zararın sorumluluğu saptanabilir.

Bir borç kaydedilebilir.

Bir suç kanıtlanabilir.

Bunların hiçbiri kişinin bütün hakikatini vermez.

Bu sınır korunmadığında her ifşa yeni bir kimlik belgesine dönüşür. Eski belge yırtılır, yenisi düzenlenir. Bir taraf meşruluğunu kaybederken diğeri kendi belgesini onaylatır.

Oysa değişmesi gereken belge değil, sürekli belge üretme arzusudur.

Pik çöktüğünde

Bir pikin çöküşü kişilik hakkında yeni bir kesinlik üretmemelidir.

Eylemler hakkındaki belirsizlik kanıtla daraltılabilir.

Zarar saptanabilir.

Sorumluluk belirlenebilir.

Fakat bütün bunlardan yeni ve eksiksiz bir özne çıkarılmamalıdır.

“Onu artık biliyoruz” demek yerine şöyle diyebilmeliyiz:

Onu baştan beri bu merkezlerden biriyle bilemezdik.

Bu geri çekilme mağdurları, olguları veya sorumluluğu belirsizleştirmez.

Tam tersine onları sabit özne savaşından kurtarır.

Çünkü kamusal olaylarda asıl mesele kimin karakteri doğru okuduğu değildir.

Kimin ne yaptığıdır.

Hangi sonucun doğduğudur.

Zararın nasıl giderileceğidir.

Hangi kurumun işlemediğidir.

Hangi iddianın kanıtlandığıdır.

Eksiğin müsaderesi bu soruları ikinci plana iter. Bir tarafın kaybettiği meşruluğu diğer tarafa aktarır ve aynı merkez üretme düzenini sürdürür.

“Olasılık Bulutu Kimliği”, öznesiz dijital yüzeyden kesin bir kişiye ulaşılamayacağını söylüyordu.

“Gayriresmî Pik”, bakışın bu bilinemezliği küçük bir ayrıntıyı merkezleştirerek kapattığını gösteriyordu.

“Eksiğin Müsaderesi” ise bu merkez çöktüğünde belirsizliğin geri dönmediğini; merkezi adlandırma yetkisinin çoğu zaman başka bir tarafa devredildiğini gösterir.

Bir pikin çökmesiyle değişen şey yalnızca pikin adıysa hakikate yaklaşmış olmayız.

Yalnızca başka bir merkezin etrafında yeniden toplanmış oluruz.

İlgili

Etiketler: öznedijital bakışeksiğin müsaderesigayriresmî pikhakikatifşakamusal kimlikLacanmeşruluk devriresmî piksosyal medyayorumlama

Menü

  • Ana Sayfa
  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • İletişim

Son Yazılar

Dijital Bakış III — Eksiğin Müsaderesi

Dijital Bakış III — Eksiğin Müsaderesi

Temmuz 29, 2026
Resmî pikten tanımsız açıklığa ve gayriresmî pike uzanan çan eğrisiyle sosyal medyada yorumlama sürecini anlatan çağdaş illüstrasyon.

Dijital Bakış II — Gayriresmî Pik

Temmuz 29, 2026
Sosyal medya profilinin çevresinde dolaşan olasılık bulutu, kanca ve eksik parça simgeleri

Dijital Bakış I — Olasılık Bulutu Kimliği

Temmuz 29, 2026
Bir masada konuşan iki insan ve arkalarında hakikat, bilim, eleştiri ve psikiyatriyi farklı yönlerde gösteren ahşap tabelalar

Kelimelerin Mahallesi Yıkıldığında

Temmuz 27, 2026

Kategoriler

  • Akademi
  • Akademi Radyosu
  • Ayvalık Haberleri
  • Ön Tezler
  • Öğrenci Kulüpleri
  • Defterler
  • Dizi
  • Hafıza Kayıtları
  • KafeKosmos
  • Manifestolar
  • Medyatek
  • Yayınlar

Etiket

arşiv estetiği Ayvalık Ayvalık Akademisi Ayvalık Akademisi Sözlüğü Ayvalık folkloru Ayvalık Folklör Tasnif Bürosu Bağlam Borcu halk anlatısı Kavanoz Edebiyatı Kavramsal Sterilizasyon kurmaca belge Lacan Medyatek midilli Olasılık Rejimi Saha sözlü kültür Tonton Tur Yanlış Atfedilmiş Eksiklik yapay zekâ

Welcome Back!

Login için hesap below

Forgotten şifre?

Şifrenizi geri alın

Lütfen Girin kullanıcı adı veya e-posta address için sıfırla şifre.

Log içinde
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
  • Akademi
    • Müfredat
    • Öğrenci Kulüpleri
  • Haber
  • Yayınlar
    • Manifestolar
    • Defterler
    • Ön Tezler
  • Medyatek
    • Hafıza Kayıtları
    • Dizi
    • Radyo
  • KafeKosmos

Ayvalık Akademisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin