Ayvalık Akademisi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Ayvalık Akademisi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Masada sekerek ilerleyen ve farklı konumları hareket iziyle gösterilen bir zarı betimleyen yazısız çizgi film tarzı görsel.

Tesadüf ile Nedensellik Birbirinin Karşıtı mıdır?

Yazan: Akademi
Kayıt yeri: 05 — Evren, Madde ve Yaşam, Ders Notları

Bir zarı masaya attığımızda altı gelirse buna tesadüf deriz. Zar elimizden belirli bir hızla çıkmıştır, havada dönmüştür, masaya belirli bir açıyla çarpmış, birkaç kez sekmiş ve sonunda altı yüzü yukarıda kalmıştır. Bütün bunların fiziksel nedenleri vardır. Yine de sonucu önceden bilmiyorsak “tesadüfen altı geldi” demekte bir çelişki görmeyiz. Gündelik dilde oldukça rahat kullandığımız bu iki düşünce, büyük meselelerde karşı karşıya getirilmeye başladığında işler değişir. “Her şeyin bir nedeni varsa tesadüf diye bir şey olamaz” denir. Ya da tam tersine, “tesadüfen olduysa nedeni yoktur” diye düşünülür. Oysa doğada karşılaştığımız pek çok süreç bu iki seçeneğin arasına sığmaz.

Zarın altı gelmesinin nedeni olmadığını söylemek yanlış olur. Zarın hareketini etkileyen kuvvetler, başlangıç konumu, dönüş hızı, masanın yüzeyi ve çarpışmalar vardır. Fakat “nedenleri var” demek, bizim sonucu önceden hesaplayabileceğimiz anlamına gelmez. Gerçek bir zar atışındaki başlangıç koşullarını yeterli hassasiyetle ölçmek olağanüstü zordur. Çok küçük farklılıklar birkaç çarpışmanın ardından başka bir sonuç üretebilir. Bu yüzden zar bizim için rastlantısaldır; fakat fiziksel dünyadan kopmuş değildir.

İlk ayrımı burada yapabiliriz. Öngörememek ile nedensiz olmak aynı şey değildir.

Hava durumunu düşünelim. Atmosfer fizik yasalarına tabidir. Buna rağmen birkaç hafta sonraki belirli bir saatte Ayvalık’ın belirli bir sokağında yağmur yağıp yağmayacağını kesin biçimde söylemek mümkün değildir. Sorun atmosferin “nedensiz” davranması değildir. Atmosfer çok sayıda değişkenin birbirini etkilediği, başlangıç koşullarındaki küçük farkların zamanla büyük sonuçlar yaratabildiği karmaşık bir sistemdir. Bu tür sistemlerde nedensellik ile kesin öngörü birbirinden ayrılır.

Kaotik sistemler bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. “Kaos” günlük dilde düzensizlik anlamına gelir; fizikteki kaos ise belirli kurallarla çalışan bir sistemin başlangıç koşullarına olağanüstü duyarlı olabilmesini anlatır. Çok küçük bir başlangıç farkı zamanla çok farklı sonuçlara dönüşebilir. Sistem kuralsız değildir. Hatta tamamen belirlenmiş denklemlerle tarif edilebilir. Yine de uzun vadeli davranışı pratikte öngörülemez hale gelebilir.

Bu ayrım önemlidir çünkü gündelik düşüncede nedenselliği çoğu zaman kaderle karıştırıyoruz. Bir olayın nedenlerinin bulunması, tek bir sonucun en başından beri kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez. Belirli koşullar altında birkaç farklı gelişme yolu mümkün olabilir. Hangi yolun gerçekleşeceğini küçük farklılıklar, başka süreçlerle karşılaşmalar veya gerçekten olasılıksal olaylar etkileyebilir.

Geçen derste neden ile amacı ayırmıştık. Bir taşın yokuştan yuvarlanmasının nedeni vardır ama taşın vadinin dibine ulaşmak gibi bir amacı yoktur. Şimdi buna ikinci bir ayrım ekliyoruz: Taşın hangi noktaya kadar yuvarlanacağını belirleyen fiziksel nedenlerin bulunması, her ayrıntının bizim için önceden bilinebilir olduğu anlamına gelmez. Yolda başka bir taşa çarpabilir, bir oyukta durabilir, parçalanabilir veya yön değiştirebilir. Olayların nedensel olması ile geleceğin tek bir açık kitap halinde önümüzde bulunması aynı iddia değildir.

Biyolojik evrimde “tesadüf” tartışmasının sürekli karışmasının nedenlerinden biri de budur. “Evrim tesadüflerle oluştu” cümlesi tek başına söylendiğinde sanki canlıların biçimlerini hiçbir süreç yönlendirmemiş, her şey zar atılarak ortaya çıkmış gibi anlaşılır. Oysa evrim ne tamamen rastlantısaldır ne de önceden belirlenmiş bir hedefe doğru ilerler.

Mutasyonlar bunun iyi bir örneğidir. Bir bakterinin antibiyotiğe ihtiyaç duyduğu için kendisine uygun mutasyonu üretmesi gerekmez. Mutasyonlar organizmanın gelecekteki ihtiyacını bilmez. DNA kopyalanırken hatalar oluşabilir; radyasyon, kimyasal etkiler veya hücresel süreçler DNA’yı değiştirebilir. Bunların fiziksel nedenleri vardır. Fakat ortaya çıkan değişikliğin organizmanın ihtiyaçlarına göre seçilmiş olması gerekmez.

Sonra doğal seçilim devreye girer. Belirli bir çevrede bazı kalıtsal farklılıklar taşıyıcılarının daha fazla soy bırakmasına katkı sağlayabilir. Bu kısım rastgele bir çekiliş değildir. Antibiyotik bulunan ortamda direnç sağlayan bir değişikliğe sahip bakterilerin hayatta kalma ihtimali diğerlerinden farklıdır. Mutasyonun ortaya çıkışı ile mutasyonun popülasyondaki geleceği aynı türden süreçler değildir.

Bu yüzden “Evrim tesadüf müdür?” sorusu çoğu zaman yanlış kurulmuştur. Evrimde rastlantısal bileşenler vardır, nedensel ve yönlendirici süreçler de vardır. Genetik sürüklenme, mutasyon, popülasyonların ayrılması, çevresel değişimler, seçilim ve göç aynı tarih içinde farklı roller oynar. Bunların hiçbirini tek başına “tesadüf” kelimesine indirgemek iyi bir açıklama vermez.

Dünya tarihindeki büyük olaylara geçtiğimizde mesele daha görünür hale gelir. Yaklaşık 66 milyon yıl önce büyük bir asteroid Dünya’ya çarptı. Bu olay, kuş olmayan dinozorların yok oluşuyla ilişkilendirilen büyük çevresel değişimlerin önemli nedenlerinden biri oldu. Memelilerin daha sonra farklı ekolojik alanlarda çeşitlenmesinin önünü açan tarihsel koşullardan biri de bu büyük yok oluştu. Çok daha sonra primatlar, homininler ve sonunda Homo sapiens ortaya çıktı.

Buradan geriye bakıp “Asteroid insanlar ortaya çıksın diye Dünya’ya çarptı” diyemeyiz. Geçen derste gördüğümüz amaç hatasına düşmüş oluruz. Ama “tamamen nedensiz bir olaydı” demek de doğru değildir. Asteroidin bir yörüngesi, kütlesi, hızı ve Güneş Sistemi içindeki hareketinin fiziksel nedenleri vardı. Dünya’nın da belirli bir yörüngesi vardı. İki hareket dizisi belirli bir anda kesişti.

İşte gündelik dilde “tesadüf” dediğimiz şey bazen tam olarak budur: Birbirinden bağımsız ya da büyük ölçüde bağımsız nedensel zincirlerin belirli bir noktada karşılaşması.

Sokakta eski bir arkadaşımıza rastladığımızda da aynı şeyi söyleyebiliriz. Biz oraya bir nedenle gitmişizdir. Arkadaşımız da başka bir nedenle oradadır. İki kişinin hareketlerinin nedenleri bulunabilir; karşılaşmanın önceden planlanmış olması gerekmez. “Tesadüfen karşılaştık” demek, ikimizin de nedensiz biçimde sokağa ışınlandığımız anlamına gelmez. İki ayrı hikâyenin kesiştiğini söyleriz.

Bu çok sıradan örnek, “tesadüf diye bir şey yoktur” cümlesinin neden fazla kaba olduğunu gösterir. Bir olayın ardındaki nedenleri bulmak, olayın bütün daha geniş sistem tarafından özellikle o sonucu üretmek üzere düzenlendiğini göstermez. İki trenin aynı anda istasyona ulaşmasının nedenleri olabilir; bundan trenlerin birbirleriyle karşılaşmayı amaçladıkları sonucu çıkmaz.

Bazen bu düşünce “Her şey birbirine bağlıdır” biçiminde genişletilir. Elbette fiziksel dünyadaki süreçler birbirini etkileyebilir ve çok uzun nedensel zincirlerle birbirine bağlanabilir. Fakat “bağlantı vardır” cümlesi tek başına açıklama değildir. Hangi bağlantının hangi mekanizma üzerinden gerçekleştiğini göstermek gerekir. Aksi halde dünyanın maddi ilişkilerinden söz etmek yerine her şeyi her şeyle açıklayabilen bir cümle elde ederiz.

Bir kelebeğin kanat çırpmasının başka bir kıtada fırtına yaratması şeklinde anlatılan ünlü “kelebek etkisi” de kolayca yanlış anlaşılır. Kaos teorisindeki fikir, belirli karmaşık sistemlerin başlangıç koşullarındaki küçük farklılıklara hassas olabileceğidir. “Her küçük hareket mutlaka dev bir felakete yol açar” demek değildir. Hele bir kelebeğin belirli bir fırtınayı amaçladığını hiç söylemez. Mesele, sistemin küçük farkları zaman içinde büyütebilmesidir.

Tesadüf tartışmasının başka bir katmanı ise kuantum fiziğinde açılır. Klasik bir zarın hareketini prensipte başlangıç koşulları üzerinden açıklayabileceğimizi düşünebiliriz. Kuantum mekaniğinde ise bazı ölçüm sonuçları standart teorinin içinde doğrudan olasılıklar üzerinden verilir. Örneğin belirli bir radyoaktif atomun tam olarak hangi anda bozunacağını tekil atom için kesin biçimde söylemeyiz; büyük sayıda atom için bozunma olasılıklarını son derece başarılı biçimde hesaplarız.

Bunun “gerçekliğin en temel düzeyinde rastlantı gerçekten var mı?” sorusuna nasıl çevrileceği ise fiziğin yanında felsefi yorumları da devreye sokar. Kuantum mekaniğinin farklı yorumları bu konuda aynı ontolojik hikâyeyi anlatmaz. Fakat bizim dersimiz açısından önemli nokta daha sade: Modern bilim, “bilimsel açıklama ancak her tekil olayın sonucunu önceden kesin biçimde söylüyorsa bilimdir” gibi bir şart koymaz. Olasılık dağılımlarını doğru biçimde açıklamak da bilimsel açıklamadır.

Bu durum ilk bakışta garip gelebilir. Çünkü okulda nedenselliği çoğu zaman bir bilardo masası gibi öğreniriz. Top A top B’ye çarpar, B hareket eder. Sebep ve sonuç açıkça birbirini izler. Fakat gerçek dünyanın büyük bölümü bu kadar yalın değildir. Moleküllerin hareketi, hava sistemleri, genetik değişimler, ekosistemler ve insan toplumları çok sayıda etkileşimin iç içe geçtiği sistemlerdir. Böyle alanlarda nedenleri araştırırken olasılıklarla da çalışmak zorunda kalırız.

Tıp bunun günlük hayattaki en açık örneklerinden biridir. Sigara içmek akciğer kanseri riskini artırır. Bu, her sigara içenin kesinlikle akciğer kanseri olacağı veya sigara içmeyen hiç kimsenin olmayacağı anlamına gelmez. Neden ile sonuç arasındaki ilişki burada olasılıksal olabilir. Bir risk faktörünün etkisini göstermek için tek bir kişinin hikâyesine değil, büyük gruplardaki farklara bakarız.

“Babam yetmiş yıl sigara içti, hiçbir şey olmadı” cümlesi bu nedenle ilişkinin bulunmadığını göstermez. Nedensel etkiler her zaman “A olduysa B mutlaka olur” biçiminde çalışmak zorunda değildir. A, B’nin ortaya çıkma olasılığını değiştirebilir. Bilim de bu farkı ölçebilir.

Bu düşünme biçimi toplum hakkında konuşurken de önemlidir. Yoksulluk, eğitim, işsizlik, hastalık veya suç gibi olguları ele aldığımızda tek bir kişinin başına gelen olayı bütün toplumsal ilişkinin ölçüsü olarak kullanmak yanıltıcıdır. Belirli koşullar insanların karşılaşabileceği sonuçların olasılıklarını değiştirebilir; hiçbiri tek tek insanların hayatlarını mekanik biçimde belirlemek zorunda değildir.

Bu noktada kadercilik ile nedensellik arasındaki fark yeniden belirginleşir. Bir insanın doğduğu sınıf, yaşadığı yer, eriştiği eğitim ve ekonomik koşullar hayatındaki olasılık alanını güçlü biçimde etkiler. Bundan kişinin her davranışının baştan yazılmış olduğu sonucu çıkmaz. “Koşullar önemlidir” ile “sonuç kaçınılmazdır” aynı cümle değildir.

Aynı şekilde bireysel seçimin varlığını kabul etmek de koşulların etkisini ortadan kaldırmaz. Bir insan belirli bir karar verebilir; ama kararın alındığı imkânlar eşit dağılmamış olabilir. Nedenselliği yalnızca tek bir olayın arkasındaki tek bir sebep gibi düşündüğümüzde bu tür ilişkileri görmek zorlaşır.

Doğada da tarihte de çoğu zaman bir neden değil, nedenler ağıyla karşılaşırız. Bazıları gerekli koşullar yaratır. Bazıları olasılığı artırır. Bazıları tetikleyici olur. Bazıları uzun zaman boyunca arka planda birikir. Sonuç ortaya çıktığında ise geriye dönüp bütün bu süreci tek bir çizgi halinde anlatmaya eğilim gösteririz.

Birinci Dünya Savaşı’nın “nedeni” olarak Saraybosna suikastını söylemek buna benzer. Suikast önemlidir ama Avrupa’daki ittifak sistemlerini, emperyal rekabeti, milliyetçiliği ve askerî hazırlıkları ortadan kaldırarak savaşın bütün nedenini tek olaya indiremeyiz. Bir olay başka bir sürecin tetikleyicisi olabilir; bu, bütün tarihi tek başına açıkladığı anlamına gelmez.

Doğal tarih de böyle işler. Bir asteroid çarpması tek başına “insanı üretmez”. Asteroidin ardından hangi canlı soylarının hayatta kaldığı, iklimin nasıl değiştiği, kıtaların konumu, daha sonraki çevresel değişimler, genetik farklılıklar ve sayısız başka süreç vardır. Sonunda insanın ortaya çıkması, bütün bu tarihi insanın gelişine doğru çalışan bir makine haline getirmez.

Burada ilginç bir geriye dönüş yaşanır. Bir önceki derste amacı nedenden ayırmıştık. Bu derste ise nedenselliği zorunluluktan ayırıyoruz. Bir olayın nedenlerinin bulunması, o olayın amaçlı olduğunu göstermediği gibi, sonucunun baştan kaçınılmaz olduğu anlamına da gelmez.

Böylece üç farklı kavramı ayrı tutabiliriz: neden, zorunluluk ve amaç. Bunlar zaman zaman aynı olayda birlikte bulunabilir, ama aynı şey değildir.

İnsan bir binayı yıkmak amacıyla patlayıcı yerleştirebilir. Burada niyet vardır, nedenler vardır ve belirli koşullarda sonuç son derece güçlü biçimde beklenebilir. Bir yıldırım ağaca düşebilir. Fiziksel nedenler vardır ama amaç yoktur. Bir genetik mutasyon ortaya çıkabilir. Moleküler nedenler veya olasılıksal süreçler vardır; organizmanın gelecekteki ihtiyacını karşılamak gibi bir hedef bulunmaz. Bir zar altı gelebilir. Sonuca fiziksel süreçler yol açmıştır ama sonucu önceden bildiğimiz anlamına gelmez.

“Tesadüf” bu farklı durumların hepsini tek bir torbaya attığımızda bulanıklaşır. Bazen bilgisizliğimizi, bazen düşük olasılığı, bazen bağımsız olayların karşılaşmasını, bazen de fizik teorisinin olasılıksal olarak tanımladığı süreçleri aynı sözcükle anlatıyoruz. Bu yüzden “tesadüf var mı yok mu?” sorusundan önce hangi tür tesadüften söz ettiğimizi sormak gerekir.

Spiritüel anlatılarda ise tesadüfün reddi çoğu zaman doğrudan amaca bağlanır. “Tesadüf diye bir şey yoktur” denildiğinde ardından genellikle “Her şey bir sebeple olur” gelir. Buradaki “sebep” sözcüğü artık fiziksel neden değildir; gizli bir amaçtır. Karşımıza çıkan kişinin bir mesaj taşıdığı, kaybettiğimiz işin bizi başka yere yönlendirdiği, belirli bir sayıyı tekrar görmemizin evren tarafından gönderilmiş işaret olduğu düşünülür.

İlginç olan, ilk cümlenin nedensellik diliyle kurulup ikinci cümlede teleolojiye geçilmesidir.

“Elbette olayın nedenleri vardır” ile “olay benim için özel bir amaçla düzenlendi” arasında büyük bir boşluk bulunur.

İki kişinin aynı gün aynı kafeye gelmesinin nedenleri olabilir. Bu nedenleri öğrenmemiz, evrenin onların karşılaşmasını planladığını kanıtlamaz. Karşılaşma sonradan ikisinin hayatında çok önemli hale gelebilir. Bu da geçmişe otomatik olarak amaç eklemez.

İnsan zihninin tesadüfleri önemsemesi anlaşılır bir durumdur. Çok büyük olayların küçük başlangıçlardan çıkması bizi şaşırtır. Bugünkü hayatımızı geriye doğru düşündüğümüzde, belirli karşılaşmaların veya kararların gerçekleşmemesi halinde bambaşka bir yerde olabileceğimizi görürüz. Bir otobüsü kaçırmak, başka biriyle tanışmak, başka bir işe girmek yıllar sonra büyük sonuçlar yaratabilir.

Bu durum hayatın önceden planlandığını göstermek zorunda değildir. Tam tersine, tarihin ne kadar hassas ve açık olabileceğini gösterebilir.

Küçük olayların büyük sonuçlar doğurabilmesi, onların büyük sonuçları üretmek üzere meydana geldiği anlamına gelmez.

Belki “tesadüf”ün en ilginç yanı burada yatıyor. Tesadüf bize nedensiz bir dünya değil, nedenlerin tek bir senaryoya kapanmadığı bir dünya gösterebilir.

Bu dünya bütünüyle rastgele değildir. Güneş’in kütlesi, fizik yasaları, kimyasal bağların özellikleri, Dünya’nın yapısı gibi güçlü sınırlar vardır. Karbon belirli koşullarda belirli kimyasal ilişkiler kurar. Su belirli özelliklere sahiptir. Canlılar enerji ve madde olmadan yaşayamaz. Fakat bu sınırlar içinde hangi yıldızın hangi gezegeni oluşturacağı, hangi soyların devam edeceği, hangi mutasyonların hangi tarihte ortaya çıkacağı ve hangi tarihsel karşılaşmaların gerçekleşeceği tek bir zorunlu çizgiye indirgenemez.

Serinin başından beri izlediğimiz maddi tarih de böyle görünmeye başlar. Bedenimizdeki atomların çok eski olduğunu söyledik. Karbonun yıldızlarda üretilebildiğini, demirin yıldızsal süreçlerin ürünü olduğunu, Güneş Sistemi’nin daha eski kozmik maddelerden meydana geldiğini gördük. Şimdi bu uzun zincirin sonunda insan bedenindeki atomlara bakınca çok güçlü bir cümle kurmak mümkün:

“Hepimiz yıldız tozuyuz.”

Bilimsel bakımdan önemli bir doğruluk taşıyor.

Ama cümle kolayca başka bir yere de taşınabiliyor. Aynı kozmik maddeden oluşmak, aynı kozmik amacı paylaşmak mıdır? Atomlarımızın yıldızsal geçmişi olması bize bir “evrensel bilinç” verir mi? Maddenin ortak tarihi ile manevi birlik aynı şey midir?

Tesadüf, nedensellik ve amaç arasındaki ayrımları yaptıktan sonra artık serinin başından beri uzakta tuttuğumuz bu ünlü cümleye doğrudan bakabiliriz.

05.20 — “Hepimiz Yıldız Tozuyuz” Demek Ne Kadar Doğru?

Bu dersin temel cümlesini şöyle bırakabiliriz:

Tesadüf, nedensizliğin adı olmak zorunda değildir; nedenlerin bulunduğu bir dünyada, birden fazla sonucun mümkün olmasının ve farklı nedensel zincirlerin karşılaşmasının da adı olabilir.

İlgili

Etiketler: Ayvalık Akademisibilimsel düşünmeders notlarıdoğal seçilimEvrenevrimkaos teorisimaddemutasyonnedensellikolasılıkrastlantısallıktesadüfyaşam

Menü

  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • İletişim

Son Yazılar

Dünya'nın üzerinde duran küçük bir insan figürünün dev galaksiler ve yıldızlarla dolu evrene baktığını gösteren yazısız çizgi film tarzı görsel.

İnsan Evrenin Neresindedir?

Bir insan figürüne bir taraftan yıldızda oluşmuş ağır elementlerin, diğer taraftan erken evrenden gelen hidrojen benzeri parçacıkların ulaştığını gösteren yazısız çizgi film tarzı görsel.

“Hepimiz Yıldız Tozuyuz” Demek Ne Kadar Doğru?

Masada sekerek ilerleyen ve farklı konumları hareket iziyle gösterilen bir zarı betimleyen yazısız çizgi film tarzı görsel.

Tesadüf ile Nedensellik Birbirinin Karşıtı mıdır?

Yamaçtan fiziksel koşullar nedeniyle yuvarlanan büyük bir kaya ile yolunun dışında duran hedef tahtasını gösteren yazısız çizgi film tarzı görsel.

Bir Şeyin Nedeni Olması, Bir Amacı Olduğu Anlamına mı Gelir?

Kategoriler

  • 00 — Ön Okuma
  • 05 — Evren, Madde ve Yaşam
  • 10 — Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
  • Ders Notları
  • Dijital Özne
  • Kavramlar
  • Kültür ve Estetik
  • Seyir Dairesi
  • Toplum ve İktidar
  • Yöntem Notları

Etiket

Althusser Ayvalık Akademisi Bağlam Borcu ders notları eleştirel düşünme emek Evren ideoloji kapitalizm Karl Marx Lacan madde Marx tarihsel materyalizm temel kavramlar toplumsal ilişkiler yapay zekâ yaşam yöntem özne
  • Akademi
  • Müfredat
  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • Çerez Politikası (AB)
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim

2026 Ayvalık Akademisi

Welcome Back!

Login için hesap below

Forgotten şifre?

Şifrenizi geri alın

Lütfen Girin kullanıcı adı veya e-posta address için sıfırla şifre.

Log içinde
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi

2026 Ayvalık Akademisi

Ayvalık Akademisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin