Ayvalık Akademisi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Ayvalık Akademisi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Yamaçtan fiziksel koşullar nedeniyle yuvarlanan büyük bir kaya ile yolunun dışında duran hedef tahtasını gösteren yazısız çizgi film tarzı görsel.

Bir Şeyin Nedeni Olması, Bir Amacı Olduğu Anlamına mı Gelir?

Yazan: Akademi
Kayıt yeri: 05 — Evren, Madde ve Yaşam, Ders Notları

Yağmur yağdı ve sokak ıslandı. Bir taş yokuştan aşağı yuvarlandı. Sıcak kahve masada soğudu. Bir yıldız milyarlarca yıl boyunca ışık verdi. Bu olayların her biri için “neden?” diye sorabiliriz ve oldukça farklı ölçeklerde de olsa fiziksel süreçlere ulaşabiliriz. Yağmur için atmosferdeki sıcaklık, basınç ve su buharına; taş için kütleçekimine ve zeminin eğimine; kahve için ısı aktarımına; yıldız için kütleçekimi, sıcaklık ve nükleer füzyona bakarız. Aynı sözcükle başlayan başka sorular da vardır: Yıldızlar neden var? İnsan neden dünyaya geldi? Göz neden oluştu? Evren neden böyle? Türkçedeki “neden” bu iki soru biçimini kolayca aynı cümlenin içine alır. Oysa birinde “hangi süreç sonucunda?” diye soruyoruz, diğerinde “ne için?” diye. Bir şeyin nasıl meydana geldiğini açıklamak ile onun hangi amaçla meydana geldiğini söylemek aynı düşünme işlemi değildir.

Bu ayrım günlük hayatta fazla sorun çıkarmaz. Bir taşı bıraktığımızda yere düşmesinin bir nedeni vardır ama taşın yere ulaşmak istediğini düşünmeyiz. Nehir, suyun hareketi ve arazinin yapısı nedeniyle bir vadiyi aşındırabilir; vadinin oluşması nehrin hedefi değildir. Yağmur bitkilere su sağlar ama yağmurun bitkileri sulama amacıyla yağdığını söylemek için atmosfer fiziğinde hiçbir gerekçe yoktur. Sorun canlılara geçtiğimizde başlar. Çünkü bir gözün görmeye, bir kanadın uçmaya, bir kalbin kan pompalamaya son derece uygun olması, yapının sanki bu iş için önceden tasarlanmış olduğu hissini yaratır.

“Göz neden var?” sorusuna “görmek için” demek bu yüzden çok doğal gelir. Cümle tamamen yanlış da değildir; gözün işlevlerinden biri görmedir. Fakat işlevi söylemek, tarihini açıklamak değildir. Bugünkü karmaşık gözün geçmişini araştırdığımızda ışığa duyarlı daha basit yapılardan, ışığın yönünü daha iyi ayırt etmeyi sağlayan değişimlerden, farklı ortamların oluşturduğu seçilim koşullarından ve çok uzun bir evrimsel tarihten söz ederiz. Sürecin herhangi bir yerinde gelecekteki gözün önceden bilinmesi gerekmez. Yapılar ortaya çıkar, farklı sonuçlar doğurur, bazıları belirli koşullarda taşıyıcılarının daha fazla soy bırakmasına katkı sağlar ve kuşaklar boyunca değişebilir. Sonunda ortaya çıkan yapı bize “bir amaç için yapılmış” gibi görünebilir. Ama amaç görüntüsü ile amaçlı üretim aynı şey değildir.

Evrimsel düşüncenin en güçlü kopuşlarından biri burada ortaya çıkar. Doğadaki uyumu inkâr etmez; tam tersine, onu gelecekteki hedefi geçmişin nedeni haline getirmeden açıklamaya çalışır. Bir kanat bugün uçmaya yarıyorsa bundan ilk tüylerin uçuş için ortaya çıktığı sonucu çıkmaz. Tüylerin erken biçimleri ısı yalıtımı, gösteri veya başka işlevlerle ilişkili olmuş, daha sonra uçuşla başka bir ilişki kurmuş olabilir. Bir yapının bugün ne işe yaradığını bilmek, o yapının başlangıçta neden ortaya çıktığını tek başına söylemez. Sonucu geriye doğru neden olarak taşımak, tarihsel açıklamanın yerini kolayca amaç hikâyesine bırakır.

Aynı kaymayı yıldızların hikâyesinde de yapabiliriz. Yıldızların içinde karbon, oksijen ve demir gibi elementlerin oluştuğunu, bazı yıldızların yaşamlarının sonunda bu maddeleri uzaya bıraktığını, Güneş Sistemi’nin daha eski yıldız kuşaklarının işlediği malzemelerden oluştuğunu gördük. Dünya bu maddeden oluştu, yaşam daha sonra ortaya çıktı ve karbon canlı kimyasının temel parçalarından biri haline geldi. Diziyi bugünden geriye doğru okuyunca “yıldızlar yaşam için karbon üretti” demek neredeyse kendiliğinden gelir. Oysa bildiğimiz şey bundan daha sınırlı ve daha güçlüdür: yıldızsal süreçler karbonun oluşabileceği koşulları yarattı; çok daha sonra yaşam, karbonun bulunduğu bir gezegende ortaya çıktı. Karbonun daha sonra yaşam açısından vazgeçilmez hale gelmesi, yıldızın onu yaşam için üretmiş olduğunu göstermez.

Kronoloji ile amacı birbirine karıştırmak burada kritik hale gelir. Bir şeyin daha sonra başka bir şey için gerekli hale gelmesi, ilk şeyin ikincisini hedeflediğini göstermez. Atmosferdeki serbest oksijenin artışı bizim gibi canlıların metabolizması açısından hayati önem taşır. Fakat oksijenin “insanlar nefes alsın” diye atmosferde birikmediğini biliyoruz. Fotosentetik organizmalar Dünya’nın kimyasını değiştirdi; bu değişiklik daha sonra başka yaşam biçimlerine yeni olanaklar açtı. Sonraki sonuç, önceki sürecin amacı değildi.

Bunu insan dünyasında da görebiliriz. Bir yol yapılır ve on yıllar sonra çevresinde yeni mahalleler ortaya çıkar. Mahalleler yolun varlığı sayesinde gelişmiş olabilir. Bundan yolu yapanların o mahalleleri planladığı sonucu çıkmaz. Böyle bir amaç iddiası için ayrıca belge, karar, niyet veya başka kanıt gerekir. Doğa söz konusu olduğunda ise niyet varsayımı daha da büyük bir adımdır. İnsan davranışlarını amaç üzerinden okumaya alışkınız; biri bardağa uzandığında su içeceğini, kapıya yöneldiğinde dışarı çıkacağını tahmin ederiz. Toplumsal yaşamda bu yetenek çok işe yarar. Fakat aynı zihinsel alışkanlığı doğaya taşıdığımızda deprem bir mesaj, hastalık bir ders, karşılaşma kader, yıldızlar da insanı hazırlayan bir düzen haline gelebilir.

“Bu başıma neden geldi?” cümlesinin iki farklı anlamı olması bunun iyi bir örneğidir. Bir hastalığın biyolojik nedenlerini, bir kazanın fiziksel ve toplumsal koşullarını veya bir iş kaybının ekonomik nedenlerini araştırabiliriz. Ama kişi çoğu zaman başka bir şey de sorar: Bunun benim hayatımdaki anlamı ne? İkinci soru meşrudur; insanlar yaşadıklarına anlam verir. Sorun, kendi verdiğimiz anlamı olayın baştan taşıdığı amaç olarak okumaya başladığımızda çıkar. Bir ilişki biter, insan yıllar sonra başka bir hayat kurar ve “iyi ki olmuş” diyebilir. Bu, ilişkinin o yeni hayatı üretmek amacıyla sona erdiğini göstermez. Sonradan oluşan anlam geçmişteki nedene geri dönüp niyet eklemez.

Bu geriye dönük okuma, insanın evrendeki yerine baktığımızda daha da güçlenir. Yıldızlar oluştu. Ağır elementler üretildi. Dünya ortaya çıktı. Yaşam başladı. Evrim milyarlarca yıl boyunca dallandı. Homo sapiens sonunda ortaya çıktı. Listeyi böyle kurduğumuzda geçmişin bütünü insanın gelişine hazırlanmış bir koridor gibi görünebilir. Fakat çizgiyi bugünden geriye doğru seçen biziz. Yok olmuş soylar, gerçekleşmemiş olasılıklar ve başka yönlerde ilerleyen sayısız tarih görünmez hale gelir. Gerçekleşmiş sonucun özel görünmesi, onun baştan hedeflendiğini kanıtlamaz.

Burada “tesadüf” kelimesine sığınmak da gerekmiyor. Amaçtan vazgeçildiğinde her şeyin nedensiz ve rastgele olduğu sanılır. Oysa üçüncü bir alan vardır ve doğa bilimlerinin büyük bölümü tam orada çalışır: olayların nedenleri vardır ama bu nedenlerin gelecekteki sonucu önceden hedeflemesi gerekmez. Nehrin akış yönünü arazi ve kütleçekimi belirler; nehir denizi bilmez. Kristalin biçimi moleküler özellikler ve sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir; kristal biçimini tasarlamaz. Mutasyonların fiziksel ve kimyasal nedenleri olabilir; mutasyon gelecekte hangi çevreye ihtiyaç duyacağını bilmez. Nedensellik ile hedeflilik birbirinin eş anlamlısı değildir.

Tohum benzetmesi bu farkı kolayca gizler. Meşe palamudunun gelişimi belirli bir biyolojik örgütlenmeye dayanır; uygun koşullarda gelişen organizmanın yapısına ilişkin kalıtsal bir sistem vardır. Evrimi de buna benzettiğimizde ilk yaşamı içinde gelecekteki insanı taşıyan bir tohum gibi görmeye başlarız. Oysa ilk hücre veya yaşam öncesi ilk çoğalan sistemlerin içinde Homo sapiens’in gizli planı bulunmuyordu. Evrim, hazır bir biçimin zaman içinde açılması değil, tarihsel koşullar içinde yeni farklılıkların ortaya çıktığı, soyların ayrıldığı, yok olduğu ve bazen beklenmedik ilişkilerin kurulduğu bir süreçtir.

İşlev ile amaç arasındaki ayrım da aynı nedenle korunmalıdır. Kalbin kan dolaşımındaki işlevinden söz etmekte sorun yoktur. Böbreklerin belirli maddeleri süzme işlevleri vardır. Kökler su ve mineral alımında rol oynar. Bunlar organizmanın bugünkü işleyişine ilişkin cümlelerdir. “Kalp kan pompalamak için yaratıldı” dediğimizde ise yalnızca işlevi tarif etmekten çıkıp tarihsel oluşuma bir amaç eklemiş oluruz. Evrimsel açıklama kalbin bugünkü işlevini, geçmişteki dolaşım sistemlerinin değişimiyle, kalıtsal farklılıklarla ve seçilim süreçleriyle ilişkilendirir. Gelecekteki işlevin geçmişteki değişimi çağırmasına ihtiyaç duymaz.

Amaç fikrinin tehlikeli taraflarından biri, araştırmayı erken kapatabilmesidir. “Yağmur bitkiler büyüsün diye yağar” cümlesi çocuğun kulağına tatmin edici gelebilir ama yağışın nasıl oluştuğu konusunda hiçbir mekanizma vermez. “Göz görmek için vardır” gözün tarihini açıklamaz. “Dünya yaşam için vardır” suyun, atmosferin, jeolojinin ve yaşamın ortaya çıkışının hangi koşullarda mümkün olduğunu söylemez. Amaç, mekanizmanın yerine yerleştiği anda soru kapanır. Bilimsel düşüncenin gücü ise çoğu zaman o kapanmayı geciktirmesinde, tatmin edici görünen hikâyenin altından işleyen ilişkileri aramasındadır.

Spiritüel dilin fizik ve biyolojiden kavram ödünç alırken yaptığı temel hareketlerden biri de budur. Bir olayın nedeni ile kişiye dönük anlamı arasındaki boşluk hızla kapatılır. “Evren seni buraya getirdi”, “bu kişinin karşına çıkması gerekiyordu”, “işini kaybetmen daha doğru yere yönelmen içindi.” İnsan bu cümleleri kendi hayatını anlamlandırmak için kullanabilir; mesele bu anlamın yasaklanması değildir. Fakat bu öznel yorumdan, evrenin söz konusu olayı gerçekten o sonucu üretmek amacıyla düzenlediği iddiasına geçmek için hiçbir fiziksel köprü yoktur. “Ben bu olaydan bir anlam çıkardım” ile “bu olay bana o anlamı vermek için gerçekleşti” birbirinden farklı cümlelerdir.

Belki bu ayrım doğayı daha soğuk gösterecekmiş gibi gelir. Ama şimdiye kadar gördüğümüz tablo bunun tersini düşündürüyor. Bir bardak sudaki hidrojenin tarihinin evrenin erken dönemlerine uzanması, kanımızdaki demirin bizden ve Dünya’dan çok daha eski olması, karbon atomlarının yıldızlardan gezegenlere ve canlılara geçebilmesi, yaşamın sıradan elementlerin olağanüstü örgütlenmelerinden doğması, canlı çeşitliliğinin önceden çizilmiş bir plana ihtiyaç duymadan evrimleşebilmesi zaten yeterince şaşırtıcıdır. Bunların etkileyici olabilmesi için evrene insan biçiminde niyet eklemek gerekmez.

Hatta niyet eklemek bazen gerçek tarihin genişliğini daraltır. Her şey en başından bugünkü sonucu üretmek üzere kurulmuşsa milyarlarca yıllık kozmik ve biyolojik tarih, önceden yazılmış senaryonun sahnelenmesine dönüşür. Hedef varsayımını kaldırdığımızda ise tarih yeniden açılır. Bazı yıldızlar oluşur, bazıları patlar. Gezegenlerden çoğu yaşam geliştirmez. Soylar ortaya çıkar, birbirinden ayrılır, büyük bölümü yok olur. Koşullar değiştikçe bazı ihtimaller kapanır, yenileri açılır. İnsan da bunların içinden çıkan sonuçlardan biri olur.

Bu tablo nedenlerin bulunmadığı bir dünya değildir. Tam tersine, nedenleri daha ciddi aramayı gerektirir. Bir şeyi açıklamak için “olması gerekiyordu” demek yerine hangi maddi koşulların, hangi ilişkilerin ve hangi mekanizmaların sonucu mümkün hale getirdiğine bakarız. Sonuç başka türlü de olabilecekse bunu da açıklamanın parçası yaparız. Geleceğin geçmişi çektiğini varsaymak yerine geçmişteki koşulların hangi sonuçlara alan açtığını araştırırız.

Başlangıçtaki yağmura döndüğümüzde ayrım oldukça sade kalır. Yağmurun neden yağdığını sorabiliriz: sıcaklık, basınç, hava hareketleri, su buharı ve damlacık oluşumu. Bunlar atmosfer biliminin sorularıdır. Ardından “Bugün evde kalıp bu yazıyı okuyayım diye mi yağdı?” diye sorabiliriz. Aynı “neden” kelimesiyle kurulmuştur ama artık meteoroloji yapmıyoruz. Bir olaya kişisel anlam atfediyoruz.

İkisinden biri diğerini geçersiz kılmak zorunda değildir. Yalnızca aynı cevap türü değillerdir.

Belki bütün dersin tutulması gereken noktası budur: Doğa bilimlerinde “neden?” sorusunu duyduğumuzda önce hangi nedeni sorduğumuzu ayırmak gerekir. Bir olayın hangi koşullarda ve hangi süreçlerle gerçekleştiğini mi, yoksa ne için gerçekleştiğini mi? İlk soruya güçlü açıklamalar verebiliriz. İkinci sorunun ise her durumda doğanın kendi içinde bir cevabı olmak zorunda değildir.

Bir şeyin nedeni olabilir ve hiçbir amacı olmayabilir.

Bunun hemen ardından başka bir karışıklık başlar. Eğer bir sonuç amaçlanmamışsa ona “tesadüf” demeye eğilimliyiz. Sanki yalnız iki seçenek varmış gibi: ya önceden belirlenmiş bir hedef vardır ya da hiçbir neden yoktur. Oysa önceki bütün derslerin bizi getirdiği yer tam tersini düşündürüyor. Nedensel süreçler içinde birden fazla sonuç mümkün olabilir; rastlantısal olaylar belirli fiziksel sınırlar içinde etkili olabilir ve gerçekleşen sonucun bir amacı bulunmayabilir.

Bir sonraki soru bu yüzden doğrudan buradan çıkıyor:

05.19 — Tesadüf ile Nedensellik Birbirinin Karşıtı mıdır?

Bu dersin temel cümlesi:

Bir şeyin nasıl ve hangi koşullarda gerçekleştiğini açıklamak, onun ne için gerçekleştiğini söylemek değildir; neden, tek başına amaç üretmez.

İlgili

Etiketler: amaçAyvalık Akademisibilimsel düşünmebiyolojiders notlarıdoğaEvrenevrimFizikişlevmaddenedensellikteleolojiyaşam

Menü

  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • İletişim

Son Yazılar

Yamaçtan fiziksel koşullar nedeniyle yuvarlanan büyük bir kaya ile yolunun dışında duran hedef tahtasını gösteren yazısız çizgi film tarzı görsel.

Bir Şeyin Nedeni Olması, Bir Amacı Olduğu Anlamına mı Gelir?

Sıcak bir kahve fincanından çevredeki daha soğuk havaya doğru yayılan ısıyı, sıcak renkli parçacıklarla gösteren yazısız çizgi film tarzı görsel.

Entropi Neden “Her Şey Bozulur” Demek Değildir?

Erken Dünya’dan mikroskobik yaşama, dinozorlardan memelilere ve en son küçücük bir insan figürüne uzanan spiral zaman çizgisini gösteren yazısız çizgi film tarzı görsel.

Bir Milyar Yılı Gerçekten Düşünebilir miyiz?

Bir su damlasından moleküllere ve atom ölçeğine doğru ilerleyen büyütme aşamalarını gösteren yazısız çizgi film tarzı bilimsel görsel.

Ölçek Değişince Dünya Neden Başka Görünür?

Kategoriler

  • 00 — Ön Okuma
  • 05 — Evren, Madde ve Yaşam
  • 10 — Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
  • Ders Notları
  • Dijital Özne
  • Kavramlar
  • Kültür ve Estetik
  • Seyir Dairesi
  • Toplum ve İktidar
  • Yöntem Notları

Etiket

Althusser Ayvalık Akademisi Bağlam Borcu ders notları eleştirel düşünme emek Evren ideoloji kapitalizm Karl Marx Lacan madde Marx tarihsel materyalizm temel kavramlar toplumsal ilişkiler yapay zekâ yaşam yöntem özne
  • Akademi
  • Müfredat
  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • Çerez Politikası (AB)
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim

2026 Ayvalık Akademisi

Welcome Back!

Login için hesap below

Forgotten şifre?

Şifrenizi geri alın

Lütfen Girin kullanıcı adı veya e-posta address için sıfırla şifre.

Log içinde
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi

2026 Ayvalık Akademisi

Ayvalık Akademisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin