Ayvalık Akademisi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Ayvalık Akademisi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Sabitlenmiş bir kent düzeni içinde butona basarak sınırlı bir müdahalede bulunan el

Müdahale Eden Ama Bağlamı Değiştiremeyen Özne

Yazan: Ertuğrul Söyler
Kayıt yeri: Defterler

Modern Özgürlüğün Sınırı Üzerine

Modern insanı edilgen bir insan olarak tarif etmek kolay değildir. Tam tersine, gündelik hayatın neredeyse tamamı ondan sürekli müdahale bekler. Seçer, değiştirir, düzenler, karşılaştırır, kişiselleştirir, taşınır, başvurur, puanlar, iade eder, yorumlar, günceller. İşini değiştirebilir, yaşadığı şehri değiştirebilir, kullandığı telefonu değiştirebilir, tüketim alışkanlıklarını değiştirebilir, ilişkilerini yeniden düzenleyebilir. Önceki dönemlerin insanıyla karşılaştırıldığında hareket alanı olağanüstü geniş görünür.

Bu nedenle modern insanın temel problemi hareket edememesi değildir.

Daha tuhaf bir problem vardır:

Modern özne, önceden sabitlenmiş bağlamlar içerisinde olağanüstü müdahale kapasitesi kazanmış öznedir.

Bu cümledeki ayrım önemlidir. Bir şeye müdahale edebilmek ile o şeyin hangi ilişki içinde kurulacağına müdahale edebilmek aynı hareket değildir. Bir alışveriş sitesinde binlerce ürün arasından seçim yapabilir, filtreleri değiştirebilir, fiyat karşılaştırabilir, ürünü iade edebiliriz. Fakat nesneyle kurulacak ilişkinin neden satın alma, sahip olma, kullanma ve yenileme zinciri içinde örgütlendiği başka bir sorudur. Bir kentte yüzlerce hizmete erişebilir, belediyeye bildirim gönderebilir, başvurunun durumunu takip edebiliriz. Fakat sorunun belediye tarafından hangi kategori içinde tanımlandığına ne kadar müdahale edebildiğimiz aynı ölçüde açık değildir.

Böylece iki müdahale biçimi birbirinden ayrılır.

İlki işlemsel müdahaledir. Öznenin kurulmuş sistemin içinde hareket edebilmesini sağlar. İkincisi ise bağlamsal müdahaledir. Burada özne yalnızca seçeneklerden birini seçmez; seçeneklerin, sorunun ve ilişkinin hangi bağlantılar içinde kurulacağını da yeniden tartışmaya açabilir.

Modern özgürlüğün önemli bir bölümü birinci alanda genişlerken ikinci alanda aynı ölçüde genişlemeyebilir.

Bu nedenle önümüzde yüzlerce seçenek bulunması, içinde hareket ettiğimiz bağlamın açık olduğu anlamına gelmez. Seçeneklerin çoğalmasıyla serbestinin çoğalması aynı şey değildir. Modern insanın hareket ettiği harita son derece ayrıntılı olabilir; fakat haritanın kendisinin değiştirilebilir olup olmadığı başka bir meseledir.

Bir ulaşım uygulaması bize onlarca rota önerir. Bir banka farklı kredi seçenekleri sunar. Bir platform yüzlerce içerik arasından kişiselleştirilmiş seçimler üretir. Bir kariyer sitesi binlerce iş ilanını önümüze getirir. Burada özne pasif değildir. Sürekli karar verir. Fakat ulaşımın neden bu biçimde örgütlendiği, borcun neden belirli yaşam ihtiyaçlarının olağan çözümüne dönüştüğü, kültürel erişimin neden abonelik ilişkisine bağlandığı ya da çalışmanın neden belirli bir işveren–çalışan hiyerarşisi içinde düşünüldüğü çoğu zaman aynı seçim ekranında bulunmaz.

Modern özgürlüğün sorunu seçeneklerin azlığı olmayabilir.

Seçeneklerin kurulduğu bağlamın çoğu zaman seçenek haline gelmemesidir.

Bu ayrım gündelik nesneler dünyasında kolayca görünmez hale gelir. Çünkü sabitlenmiş bir dünyaya ihtiyacımız vardır. Her sabah kapının kapı olup olmadığını yeniden düşünmeyiz. Bardağın ne işe yaradığını her kullanımda tartışmayız. Nesnelerin önemli bir kısmını tanır ve onların etrafında otomatik hareket ederiz. Bu sabitlik hayatı mümkün kılar.

Fakat gündelik dünyada son derece yararlı olan bu tanıma biçimi toplumsal ilişkilere taşındığında sorun başlar. “Kapı budur” ile “iş hayatı böyledir” aynı kesinlik tonuna sahip olmaya başladığında, iki farklı sabitlenme biçimi birbirine karışır. Birincisi gündelik hareketi mümkün kılan nesne tanımasıdır. İkincisi tarihsel olarak kurulmuş bir ilişkinin doğallaşması olabilir.

“İşyeri böyle işler.”

“Belediye bunu böyle yapar.”

“Kiracılık böyledir.”

“İnsanlar kendi çıkarını düşünür.”

“Başarı böyle ölçülür.”

Bu cümlelerin ortak özelliği yalnızca belirli bir görüşü dile getirmeleri değildir. Çoğu zaman kurulmuş bir ilişkinin nasıl kurulduğunu görünmez hale getirirler. Tarihsel olan, nesnel gerçeklik tonuyla konuşmaya başlar.

Bağlamsal Serbesti açısından sorun tam burada belirginleşir. Özne önündeki dünyayı kullanabiliyor olabilir fakat onun bağlantılarını yeniden kuramıyorsa yüksek hareketlilik düşük bağlamsal serbestiyle birlikte var olabilir. İnsan son derece aktif, üretken ve müdahaleci olduğu halde sürekli aynı ilişkisel haritada hareket edebilir.

Bu durum yalnızca siyasal veya ekonomik kurumlara ait değildir. Özne kendi içinde de benzer bir kapanma yaşayabilir. Bazı psikolojik örüntüler yeni karşılaşmaları sürekli aynı bağlantı zincirine çeker. Kişiler değişir, koşullar değişir, olaylar değişir fakat anlamın vardığı yer değişmez. Bir eleştiri her seferinde reddedilme, bir sessizlik terk edilme, bir başarısızlık değersizlik, bir belirsizlik tehdit olarak okunabilir. Dış dünya değişirken öznenin kullandığı bağlam sabit kalır.

Modern psikoloji bu tür tekrarların belirli bir eşiği geçtiğinde dışarıdan veya ilişkisel bir müdahaleye ihtiyaç duyabileceğini büyük ölçüde doğal karşılar. İnsan aynı ilişkisel döngüyü tekrar tekrar yaşıyor, bunun nedenini anlayamıyor veya örüntüyü kendi başına değiştiremiyorsa terapötik bir ilişkiye başvurması olağandışı görülmez.

Terapinin ekolüne göre yöntem değişebilir. Bazen düşüncenin bağlantıları sorgulanır, bazen geçmiş ilişkiler yeni ilişki içinde yeniden görünür hale gelir, bazen davranış değiştirilir, bazen kişinin kendi arzusu ve tekrarıyla başka türlü karşılaşması amaçlanır. Ancak bütün farklılıklara rağmen ortak bir hareket görülebilir: öznenin kendi tekrarının içine başka bir ilişkinin girmesi.

Kişi:

“Her defasında böyle oluyor.”

der.

Terapi, en basit biçimiyle şu ihtimali açabilir:

“Bu defa aynı bağlantıyı kurmak zorunda mıyız?”

Burada terapi özneye yeni bir doğru vermek zorunda değildir. Daha önemli olan, mevcut bağlantının tek mümkün bağlantı olmadığını deneyimleyebileceği bir alan açmasıdır. Örüntünün kendi kendisini doğrulayan zincirine başka bir karşılaşma girer.

Modern insan için bu hareket giderek doğallaşmıştır. Bireyin kendisini gözlemlemesi, düşünme biçimini sorgulaması, davranış örüntüsünü değiştirmeye çalışması, gerektiğinde profesyonel yardım alması olağan kabul edilebilir.

Fakat aynı hareket kuruma yöneltildiğinde garip bir sessizlik ortaya çıkar.

Bir kişi:

“Bütün ilişkilerimde aynı sorun ortaya çıkıyor.”

dediğinde tekrar eden örüntüden kuşkulanırız.

Bir kent:

“On yıldır yaptığımız müdahalelere rağmen aynı sorun devam ediyor.”

dediğinde ise çoğu zaman aynı müdahalenin daha geniş ölçeğine geçilir.

Daha fazla yol.

Daha fazla güvenlik.

Daha fazla denetim.

Daha fazla konut.

Daha fazla hizmet noktası.

Daha fazla dijital başvuru.

Sorun devam ederken çözüm repertuarı büyür; fakat sorunun hangi bağlamda tanımlandığı aynı kalabilir.

Burada modern toplumun ilginç bir asimetrisi ortaya çıkar:

Bireyin tekrar eden örüntüsünün dışarıdan müdahaleye ihtiyaç duyabileceğini doğal karşılarız; kurumun tekrar eden örüntüsü için aynı ihtiyacı aynı doğallıkla düşünmeyiz.

Kişiden kendisini yeniden değerlendirmesi istenir.

Kurumdan ise çoğu zaman daha iyi performans göstermesi.

Bu ikisi aynı şey değildir.

Bir kurumun daha hızlı, daha verimli veya daha teknolojik çalışması onun kullandığı bağlamı değiştirdiği anlamına gelmez. Aynı sorun tanımı daha iyi yazılımla, daha fazla veriyle ve daha kısa işlem süresiyle tekrar üretilebilir.

Bir belediye mahalledeki bir problemi yıllarca “altyapı sorunu” olarak kaydedebilir. Başvurular alınır, ekipler gönderilir, bütçe ayrılır, raporlar hazırlanır. Sistem çalışmaktadır. Fakat mahallede yaşayan insanlar sorunun esas olarak yaşlıların gündelik hareketi, çocukların sokağı kullanması, engelli erişimi veya kamusal alanın kullanım biçimiyle ilgili olduğunu söylüyorsa başka bir mesele ortaya çıkar.

Kurumun problemi çözebilmesinden önce problemi yeniden tanımlayabilmesi gerekir.

Bu noktada vatandaşın rolü değişir. Vatandaş yalnızca sorunu kuruma bildiren kişi olmaktan çıkar. Kurumun kendi sorun tanımını bozabilecek bir muhatap haline gelir.

Bu nedenle demokratik bir ilişkinin temel sorularından biri yalnızca:

“Vatandaş konuşabiliyor mu?”

değildir.

Daha önemli soru:

“Vatandaşın sözü kurumun kullandığı bağlamı değiştirebilir mi?”

Bir kurum vatandaşı dinleyebilir, başvurusunu kaydedebilir, cevap verebilir, memnuniyet anketi gönderebilir ve yine de onu bağlamsal olarak muhatap kabul etmeyebilir. Çünkü bütün bu işlemler kurumun kendi sorun tanımı değişmeden gerçekleşebilir.

Muhataplık bundan daha güçlü bir ilişkidir.

Muhatap kabul edilen kişi yalnızca sisteme bilgi veren kişi değildir; sistemin kendi bağlantılarını yeniden düşünmesini gerektirebilecek bir sözün sahibidir.

Terapötik ilişkiyle kurumsal ilişki arasındaki benzerlik tam burada ortaya çıkar. Elbette bir belediyeye psikoterapi yapılamaz; kurum ile kişi aynı şey değildir. Fakat yapısal hareket benzerdir. Bir örüntünün dışarıdan görülebilmesi, başka bir sözün mevcut bağlantıya girebilmesi ve tekrarın zorunluluğunun kırılabilmesi gerekir.

Terapide özneye:

“Bunu başka türlü düşünebilir miyiz?”

sorusu açılabiliyorsa, demokratik bir kurumun da zaman zaman şu soruya maruz kalabilmesi gerekir:

“Bu sorunu yanlış tanımlıyor olabilir miyiz?”

Bu soru yönetim açısından rahatsız edicidir. Çünkü kurum yalnızca çözüm üretme kapasitesini değil, neyin çözülmesi gereken problem olduğunu bilme iddiasını da taşır. Kendi sorun tanımını yeniden açmak, aynı zamanda kendi bilgi ve otorite sınırını kabul etmek anlamına gelir.

Bu nedenle modern toplum bireyin kendi örüntüsünü sorgulamasını olgunluk belirtisi sayarken kurumun kendi örüntüsünü sorgulamasını kolaylıkla zafiyet gibi okuyabilir.

Bir kişi terapide:

“Belki olayı sürekli aynı şekilde yorumluyorum.”

dediğinde gelişmeye açık kabul edilir.

Bir kurum:

“Belki bu meseleyi on yıldır yanlış bağlam içinde ele alıyoruz.”

dediğinde siyasi veya yönetsel bir başarısızlık itiraf etmiş gibi görünebilir.

Oysa ikinci cümle de en az birincisi kadar değerli olabilir.

Burada modern özne ile modern kurum arasında daha temel bir çelişki belirir. Sistem öznenin esnek olmasını ister. İnsan yeni çalışma koşullarına uyum sağlamalı, teknoloji öğrenmeli, şehir değiştirmeli, yeni beceriler edinmeli, kendisini geliştirmeli, yeniden eğitim almalı, ekonomik koşullara göre yaşamını düzenlemelidir. Özne sürekli yeniden bağlanmaya zorlanır.

Ama onu çevreleyen temel ilişkiler aynı ölçüde yeniden bağlanabilir olmayabilir.

Çalışan değişmelidir; işyeri ilişkisinin temel yapısı değil.

Vatandaş uyum sağlamalıdır; kurumun sorun tanımı değil.

Kiracı seçeneklerini yeniden düzenlemelidir; barınmanın piyasa içindeki bağlamı değil.

Birey psikolojik örüntülerini değiştirmelidir; onu sürekli aynı örüntülere iten toplumsal koşullar değil.

Bu durumda tuhaf bir modern emir ortaya çıkar:

Sen değiş, bağlam değişmesin.

Modern öznenin sürekli kendisini yeniden üretmek zorunda kalması bu yüzden Bağlamsal Serbesti ile karıştırılmamalıdır. Kişinin yeni koşullara uyarlanabilmesi, kendi ilişkilerinin bağlamını değiştirebilmesiyle aynı şey değildir. Hatta sürekli uyum beklentisi bazen mevcut bağlamın daha da sabit kalmasını sağlayabilir.

Marx’ın kapitalist toplumsal ilişkiler üzerine yaptığı müdahale burada önem kazanır. Kapitalizmin özgüllüğü yalnızca belirli insanlar için kötü sonuçlar üretmesi değildir. Tarihsel olarak kurulmuş bazı ilişkilerin nesnelerin doğal özellikleri gibi görünmeye başlamasıdır. Meta fetişizminde insanlar arasındaki toplumsal ilişki, şeyler arasındaki doğal ilişki görünümü kazanır. Böylece kurulmuş olanın kurulmuş olduğu unutulur.

Althusserci açıdan ideolojinin gücü de yalnızca yanlış fikir üretmesinde değildir. Dünyayı belirli bağlantılar içinde apaçık hale getirmesinde yatar. Öznenin “tabii ki” dediği yerde ideolojik ilişkinin en güçlü biçimlerinden biri bulunabilir.

Lacan’ın öznesi ise zaten hazır ve bütün bir varlık değildir. Dilin ve Öteki’nin içinde kurulurken aynı zamanda hiçbir zaman tamamlanmayan bir açıklık taşır. Sorun özneyi bütünleştirmek değil, onu belirli bir bağlantının içine bütünüyle kapatmaktır. Freud’un tekrar meselesi de burada yeniden okunabilir: tekrar yalnızca aynı olayın geri gelmesi değildir; öznenin farklı karşılaşmaları tekrar tekrar aynı ilişkisel örgü içine çekebilmesidir.

Bağlamsal Serbesti bu hatların herhangi biriyle özdeş değildir. Fakat hepsinin yanından geçen bir soru sorar:

Kurulmuş olanın yeniden kurulabilme ihtimali nerede duruyor?

Bu soru modern insanın özgürlüğü meselesini de başka bir düzleme taşır.

Modern özne gerçekten özgür olabilir.

Konuşabilir.

Seçebilir.

Hareket edebilir.

İtiraz edebilir.

Tüketebilir veya tüketmeyebilir.

Kendini yeniden tanımlayabilir.

Sanat üretebilir.

Kendi yaşam biçimini kurabilir.

Fakat bunların tamamı, bazı temel toplumsal bağlantıların sabitliği içinde gerçekleşebilir.

Bu nedenle modern özgürlüğün sınırı yasakların sayısıyla ölçülemeyebilir.

Asıl soru şudur:

Özne neye müdahale edebiliyor ve neyin nasıl tanımlandığına müdahale edemiyor?

Bu ayrım sanatın modern toplumdaki garip konumunu da açıklayabilir. Sanat, alternatif kültürler ve belirli kent alanları başka türlü düşünmenin son derece geniş olduğu bölgeler yaratabilir. Burada nesnelerin anlamı kayabilir, kimlikler değişebilir, gündelik normlar askıya alınabilir, farklı yaşam biçimleri denenebilir.

Fakat bu serbesti toplumun genel ilişkilerine taşınmak zorunda değildir.

Özne sanat alanında dünyayı baştan kurabilir, fakat ertesi sabah çalışmanın, barınmanın, mülkiyetin veya bürokrasinin sabit bağlantılarına geri dönebilir.

Bu durumda modern toplum Bağlamsal Serbesti’yi bütünüyle ortadan kaldırmamış olur.

Onu belirli alanlara tahsis etmiş olabilir.

Başka türlü düşünebilirsin.

Başka türlü giyinebilirsin.

Başka türlü üretebilirsin.

Başka türlü yaşayabilirsin.

Ama:

“Bu ilişkinin kendisini başka türlü kurabilir miyiz?”

sorusu aynı serbestlikle karşılanmayabilir.

Burada müdahalenin sınırı yeniden görünür hale gelir.

Modern insanın sorunu hareket edememesi değildir.

Hareket ettiği haritanın değiştirilemez görünmesidir.

Bağlamsal Serbesti bu nedenle özneye daha fazla hareket vaat etmez. Daha temel bir imkânı hatırlatır: içinde hareket ettiğimiz bağlantıların kendisi de kurulmuştur ve kurulmuş olanın yeniden kurulabilmesi mümkündür.

Bu, her bağlamın değiştirilmesi gerektiği anlamına gelmez. Her kurum sürekli kendisinden kuşkulanarak yaşayamaz. Her toplumsal ilişki her karşılaşmada baştan kurulamaz. Nasıl özne belirli sabitliklere ihtiyaç duyuyorsa kurumlar da sürekliliğe, prosedüre ve kararlılığa ihtiyaç duyar.

Sorun sabitlik değildir.

Sorun, sabitliğin kendi tarihini kaybedip zorunluluk gibi görünmesidir.

Bir insanın tekrarı kendi hayatını daraltmaya başladığında, tekrarın kendisini incelemeyi doğal buluyoruz.

Belki aynı soruyu kentlere, kurumlara ve toplumsal ilişkilere de yöneltebilmeliyiz:

Bu yapı aynı sonucu tekrar tekrar üretiyorsa, daha fazla müdahaleden önce kullandığı bağlamı yeniden açması gerekmiyor mu?

Modern özneye kendisini değiştirmesini söylemek kolaydır.

Daha zor olan, öznenin karşısındaki dünyanın da değiştirilebilir bir muhatap olduğunu kabul etmektir.

Bağlamsal Serbesti’nin politik eşiği belki tam burada başlar.

Özne yalnızca değiştirilmesi gereken varlık değildir.

Karşısındaki dünyanın bağlantılarını değiştirebilecek sözün de sahibidir.

İlgili

Etiketler: AlthusseröznebağlamBağlamsal Serbestiideolojikamu yönetimikapitalizmkentLacanMarxmüdahalemodern özgürlükmodern özneMuhataplıkpsikolojiterapitoplumsal ilişkiler

Menü

  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • İletişim

Son Yazılar

Açık ofiste yorgun görünen bir çalışan, arka plandaki kurumsal baskı ortamından ayrılaşmış halde oturuyor.

Toksik İnsanlar Çağı

Aynada kendi yüzüne dikkatle bakan bir kadın, özdenetim ve kişisel sorumluluk baskısını simgeliyor.

Manifestation, kişisel gelişim ve toplumsal engellerin öznenin iradesine devredilmesi

Kent manzarasına bakan bir kişi, gökyüzündeki uçak izini izliyor.

Aşı Karşıtlığından Chemtrail’e, HAARP’tan Düz Dünya’ya Büyük Öteki Arzusu

Tac Mahal’in yan cephesinde ziyaretçiler ve Yamuna Nehri, Agra.

Karanlık Çağlar Kimin Karanlığı?

Kategoriler

  • 00 — Ön Okuma
  • 05 — Evren, Madde ve Yaşam
  • 10 — Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
  • Ders Notları
  • Dijital Özne
  • Kavramlar
  • Kültür ve Estetik
  • Seyir Dairesi
  • Toplum ve İktidar

Etiket

Althusser Ayvalık Akademisi bağlam Bağlam Borcu ders notları dil ekonomi politik eleştirel düşünme emek ideoloji kapitalizm Karl Marx Lacan Marx tarihsel materyalizm temel kavramlar toplumsal ilişkiler yapay zekâ yöntem özne
  • Akademi
  • Müfredat
  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • Çerez Politikası (AB)
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim

2026 Ayvalık Akademisi

Welcome Back!

Login için hesap below

Forgotten şifre?

Şifrenizi geri alın

Lütfen Girin kullanıcı adı veya e-posta address için sıfırla şifre.

Log içinde
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi

2026 Ayvalık Akademisi

Ayvalık Akademisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin