Ayvalık Akademisi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Ayvalık Akademisi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Kahvaltı masasında çocuk için yiyeceklerle gülen yüz şeklinde hazırlanmış bir tabak.

Çocuğun Her Şeyinden Kim Sorumlu?

Yazan: Ertuğrul Söyler
Kayıt yeri: Defterler

Fail Nerede? 8 Çocuğun Her Şeyinden Kim Sorumlu?

Ebeveynlik, gelişim söylemi ve toplumsal nedenlerin aile içinde toplanması

“Çocuğun özgüveni düşükse evde bir şey vardır.” “Ders çalışmıyorsa sınırlar doğru konmamıştır.” “Kaygılıysa anne babanın kaygısını almıştır.” “Sosyal değilse yeterince desteklenmemiştir.” “Öfkeli çocuk görülmeyen çocuktur.” Çocuk hakkında konuşurken birbirinden çok farklı davranışları aileye, çoğu zaman da ebeveynin yaptığı ya da yapmadığı bir şeye bağlayan açıklamalarla sık karşılaşılabiliyor. Bu cümlelerin bazıları belli durumlarda anlamlı olabilir. Çocuğun gelişiminde bakım verenlerin etkisi tartışılmaz. Sorun, bu ilişkinin tek yönlü ve neredeyse sınırsız bir nedensellik biçimine dönüşmesiyle başlıyor: Çocukta görülen hemen her özellik, geçmişte ebeveyn tarafından yapılmış doğru ya da yanlış bir müdahalenin sonucuymuş gibi okunuyor.

Böyle bir dünyada ebeveyn yalnızca çocuğu büyüten kişi değildir. Onun gelecekteki ruh sağlığının, özgüveninin, okul başarısının, ilişki kurma biçiminin, beden algısının, sınır koyma becerisinin, hatta kimi zaman politik ve ahlaki karakterinin üreticisi haline gelir. Çocukta ileride ortaya çıkabilecek hemen her sorun için geçmişte bulunabilecek bir ebeveyn davranışı vardır. Fazla korumuş olabilir, az ilgilenmiş olabilir, sınırı sert koymuş olabilir, sınır koymamış olabilir, çok övmüş olabilir, yeterince övmemiş olabilir. Nedensellik ağı öyle genişler ki yanlış yapmamak neredeyse imkânsız hale gelir.

Bu durum ebeveyn etkisinin gerçek olmadığı anlamına gelmez. İhmal, şiddet, ağır çatışma, güvensiz bakım koşulları veya sürekli aşağılanma çocuk üzerinde ciddi sonuçlar yaratabilir. Çocuk gelişimi üzerine birikmiş bilgi de aile ilişkilerinin önemsiz olduğunu söylemiyor. Fakat “ebeveyn önemlidir” önermesi ile “çocuğun sonucu ebeveyn tarafından üretilir” önermesi aynı şey değildir. İkincisi çocuğun yaşadığı dünyayı giderek küçültür ve sonunda onu neredeyse yalnızca aile içindeki ilişkinin ürünü olarak düşünmeye başlar.

Oysa çocuk aile dışında da yaşar. Okula gider, mahallede bulunur, arkadaş gruplarına girer, öğretmenlerle karşılaşır, ekran kullanır, oyun oynar, ekonomik sınırlılıkları hisseder, kent içinde hareket eder, toplumsal cinsiyet kalıplarıyla karşılaşır, başarı ve rekabet rejimine dahil olur. Evdeki davranışlar bütün bunlarla birlikte çalışır. Aynı ebeveynlik biçimi farklı okul ortamlarında, farklı ekonomik koşullarda veya farklı çocuklarda aynı sonucu üretmek zorunda değildir. Çocuğu tek bir yetişkinin davranışlarından çıkarılabilecek denklem gibi okumaya başladığımızda bu karşılaşmaların önemli kısmı görünmez olur.

Okul başarısı bunun en kolay görüldüğü alanlardan biridir. Çocuğun notları düştüğünde ilk soru sık sık eve döner: “Ders çalışma alışkanlığı kazandırıldı mı?”, “Telefon sınırı var mı?”, “Anne baba yeterince ilgileniyor mu?” Bunların hepsi sorulabilir. Fakat aynı çocuk kalabalık sınıfta mı eğitim görüyor, öğretmeni sürekli değişiyor mu, okulda destek mekanizması var mı, evde sessiz çalışma alanı bulunuyor mu, aile özel ders satın alabiliyor mu, sınav rejimi hangi davranışları ödüllendiriyor, bunlar da sonucun içindedir. Başarı yalnızca öğrencinin veya ailenin karakteri değildir; bir eğitim düzeninin içinde üretilir.

Yine de sonuç çoğu zaman eve tekil bir sorumluluk olarak gelebilir. Okul “aile ilgilenmeli” der, uzman “evde sınırlar net olmalı” diyebilir, ebeveyn de kendi davranışını yeniden düzenlemeye başlar. Kurumsal bir sorun böylece aile içinde çözülecek kişisel bir görev haline gelebilir. Kalabalık sınıf küçülmez, öğretmen sayısı artmaz, sınav baskısı değişmez; ama evde ekran süresi yeniden hesaplanır.

Bu hareket “İstersen Olur” yazısındaki mekanizmaya yakın görünse de burada önemli bir fark var. O yazıda özne kendi hayatının neredeyse tek üreticisi haline geliyordu. Ebeveynlikte ise kişi yalnızca kendi sonucundan değil, başka bir öznenin sonucundan da sorumlu tutuluyor. “Hayatını doğru yönet” buyruğu “çocuğun hayatını doğru üret” buyruğuna genişliyor. Sorumluluğun ölçeği yalnızca büyümüyor; geleceğe doğru da uzuyor.

Çocuğun ileride yaşayacağı bir sorun geçmişteki ebeveynlik davranışının delili olarak okunabiliyor. Yetişkin bir kişinin ilişki kurmakta zorlanması “çocukken duygularının görülmemesi”yle, sınır koyamaması “fazla uyumlu yetiştirilmesi”yle, başarısızlık korkusu “koşullu sevgi”yle açıklanabiliyor. Bunların her biri bazı vakalarda gerçek bir ilişkiye işaret edebilir. Ancak açıklama geriye doğru yeterince esnek kurulduğunda hemen her sonuç için uygun bir ebeveyn davranışı bulunabilir. Böylece teori yanlışlanması zor bir yapıya dönüşür: sonuç ne olursa olsun geçmişte karşılığını bulmak mümkündür.

Bu geriye dönük nedensellik ebeveyn için ilginç bir konum üretir. Çocuğun bugünkü davranışını yalnızca yönetmek yetmez; gelecekteki yetişkinin nasıl biri olacağını da hesaba katmak gerekir. Bir sınır koyarken otoriterleşmemeli, koymazken güvensizlik üretmemeli, başarıyı överken performansa bağlamamalı, başarısızlıkta destek olurken sorumluluğu ortadan kaldırmamalıdır. Her gündelik karar uzak gelecekteki kişiliğin küçük bir yapı taşı gibi okunabilir.

Ebeveynliğin bu kadar yüksek çözünürlükle izlenmesi, çocuk davranışları çevresinde geniş bir uzmanlık ve rehberlik dili de üretir. Çocuk uyumuyor, kardeşini kıskanıyor, yemek seçiyor, okula gitmek istemiyor, ödev yapmıyor, öfkeleniyor, telefon bırakmıyor. Her davranış için bir açıklama ve müdahale tekniği bulunabiliyor. Bazıları gerçekten yararlıdır. Özellikle gelişimsel farklılıkların, öğrenme güçlüklerinin veya ciddi davranış sorunlarının doğru değerlendirilmesi aileyi gereksiz suçluluktan da kurtarabilir. Fakat popüler ebeveynlik ve gündelik danışmanlık dilinde çocuğun her davranışı çözülmesi gereken bir belirti gibi okunmaya başladığında gündelik hayat hızla bir müdahale programına dönüşebilir.

“Uzman Söylesin” yazısındaki sorun burada başka bir biçim alıyor. Ebeveyn yalnızca çocuğu anlamak için uzmana başvurmaz; doğru ebeveyn olup olmadığını da öğrenmek ister. Çocuğun ne istediği, hangi davranışın hangi anlama geldiği ve hangi müdahalenin gelecekte ne üreteceği giderek uzman dilinden geçer. “Onu böyle söylediğimde travmatize eder miyim?”, “Bu sınırı koyarsam bağlanmasını bozar mıyım?”, “Ağlamasına izin verirsem kendini değersiz hisseder mi?” Ebeveynlik, hatanın sonucunun yıllar sonra ortaya çıkabileceği bir alan gibi yaşandığında kesinlik talebi anlaşılır hale gelir.

Kesinlik ise burada kolay bulunmaz. Çocuk gelişimi olasılıklarla, ilişkilerle ve farklı koşulların birlikte çalışmasıyla ilerler. Aynı davranış iki çocukta aynı anlama gelmeyebilir. Aynı ailede büyüyen kardeşler bile birbirinden oldukça farklı olabilir. Buna rağmen popüler psikoloji ve ebeveynlik rehberliğinin bazı biçimleri bu belirsizliği küçük neden-sonuç formüllerine sıkıştırabilir: “Bunu yaparsanız çocuk şunu öğrenir.” Böyle bir cümle hem kullanışlıdır hem de ebeveyne hareket alanı verir. Fakat olasılıksal bilgiyi kesin bir üretim talimatına çevirdiği anda çocuk da ebeveyn de fazla düzenli bir modelin içine girer.

Çocuk bu model içinde zaman zaman kendi fail konumunu da kaybedebilir. Davranışı sürekli ebeveynlik tekniğinin sonucu olarak okunduğunda, çocuğun mizacı, tercihleri, tesadüfi karşılaşmaları ve kendi kararları arka plana çekilir. Bu, çocuğu suçlamak gerektiği anlamına gelmez. Çocukların sorumluluk kapasitesi yaşa göre değişir ve yetişkinlerle eşit değildir. Fakat çocuk tamamen yetişkin tarafından üretilen pasif bir yüzey de değildir. Aynı koşula tepki verir, karşı çıkar, uyum sağlar, farklı anlamlandırır; yaş büyüdükçe kendi ilişkilerini ve hayatını kurmaya başlar.

Freud’dan sonra çocukluğun yetişkin yaşamındaki önemini yok saymak zaten zor. Erken ilişkilerin izi vardır. Fakat geçmişin etkili olması, bugünün geçmiş tarafından eksiksiz biçimde belirlenmesi anlamına gelmez. Çocukluk bazen açıklamanın başladığı yer olmaktan çıkıp bütün açıklamanın bittiği yere dönüşebiliyor. Yetişkinin bugünkü ilişkileri, ekonomik koşulları, iş yaşamı, toplumsal çevresi ve kendi tekrarları geri çekiliyor; çocukluk hikâyesi bütün hayatın anahtarı gibi kullanılabiliyor.

Bu hareket ebeveynlik söylemini de ağırlaştırıyor. Eğer yetişkinin her yarası çocuklukta aranacaksa, bugünün ebeveyni yarının bütün yaralarının potansiyel faili haline gelir. Anne baba yalnızca çocuk yetiştirmez; gelecekteki terapi seanslarının malzemesini de üretmemeye çalışır. Böyle bir beklenti bakım verme işinin içindeki kaçınılmaz çatışmaları ve başarısızlıkları patoloji işaretine çevirebilir.

Oysa aile ilişkisi sürtünmesiz değildir. Çocuk istemediği halde yatağa gitmek zorunda kalabilir. Ebeveyn yorulabilir, sesini yükseltebilir, yanlış anlayabilir, haksız davranabilir, sonra özür dileyebilir. Kardeşler kıskanabilir, ev içinde çatışma çıkabilir. İyi ilişki çatışmanın hiç olmadığı ilişki olmak zorunda değildir. Her kırılmayı kalıcı hasarın başlangıcı olarak düşünmek, bakım ilişkisini yaşayan bir ilişki olmaktan çıkarıp sürekli denetlenen bir risk alanına dönüştürebilir.

Bu riskin özellikle annelik üzerinde eşit dağılmadığını ayrıca düşünmek gerekir. “Ebeveyn” nötr bir sözcük gibi görünse de çocuğun bakımına ilişkin gündelik sorumluluk bazı aile ve toplumsal yapılarda eşit paylaşılmayabilir. Çocuğun beslenmesi, uykusu, okulu, duygusal durumu ve sosyal ilişkileriyle ilgili takip yükü belirli bir ebeveyn üzerinde daha fazla toplanıyorsa, “çocuğun sonucu ebeveynliğin ürünüdür” söylemi mevcut bakım eşitsizliğini daha da ağırlaştırabilir. Bunun hangi ölçüde ve hangi toplumsal gruplarda gerçekleştiği ayrıca veri gerektirir; fakat sorumluluğun aileye devredilmesini bütünüyle cinsiyetsiz düşünmek de eksik kalabilir.

Sınıfsal fark benzer biçimde görünür. İdeal ebeveynlik önerilerinin bir kısmı zaman, mekân ve para gerektirir. Çocuğa sürekli nitelikli zaman ayırmak, farklı etkinliklere götürmek, özel destek almak, sağlıklı beslenme seçenekleri sağlamak, güvenli ve geniş yaşam alanı sunmak, ekran dışı etkinlik üretmek herkes için aynı ölçüde mümkün değildir. Maddi koşullar değişmeden ebeveynlik standardı yükseldikçe, sınıfsal imkânsızlık kişisel yetersizlik gibi yaşanabilir.

“Çocuğunuzla her gün şu kadar dakika kesintisiz oyun oynayın” önerisi iyi niyetli olabilir. Fakat iki işte çalışan, uzun ulaşım süresi yaşayan veya bakım yükünü tek başına taşıyan biri için aynı öneri başka bir anlama gelir. İmkânsızlığı ortadan kaldırmaz; yalnızca kişinin yapamadığı yeni bir görev üretir. Toplumsal koşul ebeveynlik performansına çevrildiğinde yetersizlik hissi de özelleşir.

“Çocuğun okulda zorlanmasının faili kimdir?” diye sorduğumuzda ebeveyn, öğretmen, okul, sınav sistemi, ekonomik koşullar, arkadaş ilişkileri ve çocuğun kendi özellikleri aynı anda görünmeye başlar. Bunların ağırlığı her durumda aynı değildir. Bazı olaylarda belirli bir fail çok daha açıktır; bazı olaylarda ise sonuç birden fazla ilişkinin içinde oluşur. Soruyu tek bir cevaba kapatmak çoğu zaman mümkün değildir.

Faili dağıtmak ebeveyn sorumluluğunu ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Bir yetişkin çocuğa şiddet uyguluyorsa sorumluluğun adını koymak gerekir. İhmal varsa “yapısal koşullar” diyerek kişisel sorumluluğu silmek doğru değildir. Fakat her davranış problemi için ebeveynin psikolojik profilini aramak da aynı ölçüde yanıltıcı olabilir. Failin bulunduğu vakalarla nedenselliğin dağıldığı vakaları ayırmak gerekir.

Ebeveynlik söyleminde bu ayrım bazen “iyi ebeveyn” figürü tarafından kapanır. İyi ebeveyn çocuğun duygusunu görür, sınır koyar, alan tanır, güven verir, travma yaratmaz, okulunu takip eder, sağlıklı besler, ekranını düzenler, yaratıcılığını destekler, kendi öfkesini yönetir ve bütün bunları yaparken çocuğu aşırı kontrol etmez. Tek tek bakıldığında bunların çoğu makul beklentilerdir. Bir araya geldiklerinde ise neredeyse tam zamanlı bir uzmanlık performansı ortaya çıkar.

Bu ideal yalnızca davranış standardı üretmez; özneyi sürekli kendini gözlemleyen bir ebeveyne dönüştürebilir. “Şimdi bunu kendi kaygımdan mı söyledim?”, “Benim çocukluğumdaki yarayı mı aktarıyorum?”, “Onu mu görüyorum, kendi beklentimi mi?” Bu soruların bazıları gerçekten yararlı öz-eleştiri araçlarıdır. Fakat her etkileşimin yorum anahtarına dönüştüklerinde ilişki spontanlığını kaybedebilir ve ebeveyn kendi davranışının sürekli analiz edilen nesnesi haline gelebilir.

Uyku tablosu, ekran süresi, gelişim basamakları, okul performansı, duygusal düzenleme ve beslenme takibi gibi araçların her biri tek başına oldukça yararlı olabilir. Fakat bunlar çocuğun gelişimini sürekli ölçülmesi ve optimize edilmesi gereken bir süreç gibi kurmaya başladığında, Foucault’nun öznenin kendisini yönetmesine ilişkin tarif ettiği ilişkiye yaklaşırız. Kurumun çocuğun başında sürekli bulunmasına gerek kalmaz; gelişim normları ev içindeki gündelik kararların ölçütü haline gelebilir. Bu her takip pratiğinin bir denetim mekanizması olduğu anlamına gelmez. Ayrım, aracın bakım için kullanılmasıyla bakımın bütünüyle ölçüm rejimine dönüşmesi arasında bulunur.

“İyi ebeveyn” pozisyonu da yalnızca dışarıdan verilen bir emir değildir. Uzmanlık dili, okul beklentileri, akran karşılaştırmaları ve kişinin kendi kaygıları farklı ölçülerde aynı konumu güçlendirebilir. Althusser’in çağrılma dediği şey bu durumda, ebeveyne yalnızca “çocuğunu sev” denmesinden daha fazlasını anlatır: belirli bilgi biçimlerini takip eden, kendini düzelten ve çocuğun geleceğini bugünkü davranışlarında yönetmeye çalışan bir özne konumu kurulabilir. Bunun tek bir kurum tarafından üretildiğini söylemek mümkün değildir; çeşitli çağrıların aynı kişide kesişmesi daha olasıdır.

Çocuğun başarısının ebeveyn için simgesel değer taşıması da bu ilişkiyi güçlendirebilir. İyi okul, yüksek not, iyi davranış, sosyal beceri yalnızca çocuğun özellikleri değil, ebeveynliğin başarısının kanıtı gibi dolaşıma girebilir. Tersi de geçerlidir: sınıfta sorun çıkaran, dersleri düşük veya ekran kullanımını kontrol edemeyen çocuk ebeveynin yetersizliğinin kamusal işareti haline gelebilir. Çocuk böylece kendi hayatını yaşarken aynı anda yetişkinin ebeveynlik karnesini de taşıyor olur.

Bu mekanizma okulla aile arasındaki ilişkide özellikle görünür hale gelir. Sorun çıktığında kurumun ebeveyne dönmesi çoğu durumda gereklidir; çocukla ilgili kararlar aile olmadan verilemez. Fakat okulun kendi koşullarını tartışmadan bütün çözümü eve göndermesi başka bir şeydir. “Evde konuşun”, “sınır koyun”, “takip edin” cümleleri bazı durumlarda kurumun müdahale kapasitesinin sınırını görünmez hale getirebilir.

Tersi de mümkündür. Aile okuldan, uzmandan veya öğretmenden kendi sorumluluğunu tamamen devralmasını isteyebilir. Çocuğun ders çalışmasını okul sağlamalı, davranışını rehberlik servisi düzeltmeli, ekran sorununu uzman çözmeli. Aynı çocuk üzerinde kurum ile aile birbirini işaret ederken muhataplık dağılabilir. “Fail Nerede?” sorusunun bu yazıdaki cevabı bu yüzden “ebeveyn değildir” olamaz. Daha doğru soru, hangi sorun için hangi sorumluluğun gerçekten kime ait olduğudur.

Çocuk gelişimi üzerine konuşurken nedensellik yerine olasılık dili kullanmak bu ayrımı daha görünür kılabilir. Belirli bakım koşulları belirli sonuçların riskini artırabilir veya azaltabilir. Fakat çocuk, aile, okul, çevre ve tarih birbirinden bağımsız değişkenler değildir. Aynı çocuk farklı zamanlarda aynı olaya farklı tepki verebilir; aile de sabit bir sistem değildir. Gelişim, tek yönlü üretimden çok karşılıklı değişim içerir.

“Çocuğun her şeyinden kim sorumlu?” sorusunun cevabı “hiç kimse” değildir. Böyle bir cevap da kolay bir kaçış olurdu. Çocuklar yetişkinlerden daha fazla korunmaya ihtiyaç duyar ve güç ilişkilerinde eşit değildir. Bakım verenlerin gerçek görevleri, kurumların gerçek yükümlülükleri ve kimi durumlarda açık ihmaller vardır. Sorumluluğu dağıtmak, sorumluluğu buharlaştırmak anlamına gelmemeli.

Sorun sorumluluğun sınırsızlaştırılmasında ortaya çıkıyor. Bir ebeveyn çocuğunun bütün geleceğinin üreticisi değildir. Bir öğretmen bütün başarısının üreticisi değildir. Bir okul bütün toplumsal farkları telafi edemez. Çocuk da bütün sonuçların tek faili değildir. Bu sınırları kabul etmek sorumluluğu azaltmaz; tam tersine, sorumluluğun gerçekten bulunduğu yere daha net bakmayı sağlar.

Belki ebeveynlik hakkında en ağır beklenti çocuğa hiç eksik bırakmadan iyi bir hayat üretme beklentisidir. Oysa çocuk büyütmek yalnızca doğru teknikleri uygulamak değil, hiçbir yetişkinin tümüyle kontrol edemeyeceği bir dünyaya başka bir öznenin girişine eşlik etmektir. Ebeveyn etkiler, korur, sınırlar, hata yapar, onarır; fakat çocuğun yaşayacağı hayatın tamamına sahip değildir.

“Çocuğun her şeyinden kim sorumlu?” sorusu ancak bu ayrım korunursa işe yarıyor. Bazen cevap açıkça ebeveyndir. Bazen okul, kurum veya başka bir yetişkindir. Bazen maddi koşulların etkisi ağır basar. Çoğu zaman ise sonuç bunların ilişkisinden çıkar.

Ebeveynliğin yükünü hafifletmek için faili ortadan kaldırmaya gerek yok. Asıl ihtiyaç, etki ile mutlak sorumluluğu birbirinden ayırmak. Çünkü bir çocuğu etkilemek başka şeydir; onun bütün geleceğinin faili olmak başka.

İlgili

Etiketler: aileAlthusserÇocuk GelişimiÇocuk PsikolojisiEbeveyn SorumluluğuEbeveynlikFail NeredeFoucaultFreudokulSorumlulukİyi Ebeveyn

Menü

  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • İletişim

Son Yazılar

Pencere önünde kirli bir hava temizleyici filtresini tutan kişi ve arka planda sisli, yoğun kent dokusu.

Temiz Yaşam Kimin Kirliliğini Temizliyor?

Kahvaltı masasında çocuk için yiyeceklerle gülen yüz şeklinde hazırlanmış bir tabak.

Çocuğun Her Şeyinden Kim Sorumlu?

Salonda elinde kumanda bulunan bir izleyici, televizyonda bir konu hakkında yorum yapan yetkiliyi izliyor.

Uzman Söylesin

Bir kafede Türk kahvesi fincanındaki telve izlerini dikkatle inceleyen iki kişi

İfadenin Katmanları

Kategoriler

  • 00 — Ön Okuma
  • 05 — Evren, Madde ve Yaşam
  • 10 — Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
  • Ders Notları
  • Dijital Özne
  • Kavramlar
  • Kültür ve Estetik
  • Seyir Dairesi
  • Toplum ve İktidar
  • Yöntem Notları

Etiket

Althusser Ayvalık Ayvalık Akademisi bağlam Bağlam Borcu ders notları eleştirel düşünme emek Foucault ideoloji kapitalizm Karl Marx Lacan Marx tarihsel materyalizm temel kavramlar toplumsal ilişkiler yapay zekâ yöntem özne
  • Akademi
  • Müfredat
  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • Çerez Politikası (AB)
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim

2026 Ayvalık Akademisi

Welcome Back!

Login için hesap below

Forgotten şifre?

Şifrenizi geri alın

Lütfen Girin kullanıcı adı veya e-posta address için sıfırla şifre.

Log içinde
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Evren, Madde ve Yaşam
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Yöntem Notları
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi

2026 Ayvalık Akademisi

Ayvalık Akademisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin