Ayvalık Akademisi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Ayvalık Akademisi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç

Bakışını Kaybeden Kentin Hayalet Özneleri

Yazan: Ertuğrul Söyler
Kayıt yeri: Defterler

Defter I: Çıkmaz Sokak, Algoritma ve Verimsiz Sıkıntı

Bu defter, çıkmaz sokağa girince fotoğraf çekmeden geri dönemeyen insanlar hakkında.

Navigasyonun önerdiği rotadan çıkınca huzursuz olanlar hakkında.

Bir kahveyi içmeden önce fotoğrafını çekip sonra soğutanlar hakkında.

Kısacası biraz hepimiz hakkında.

Asıl mesele şu:

Bir gün bütün ekranlar kapanırsa, hâlâ nereye bakacağımızı biliyor olacak mıyız?

Bu soruyu fazla büyütmeden, ama hafife de almadan ciddiye almak gerekiyor. Çünkü kent dediğimiz şey yalnızca taş evlerden, dar sokaklardan, eski kapılardan ve güzel ışık alan köşelerden oluşmaz. Kent aynı zamanda bir bakıştır. Bizi durduran, bize yönümüzü kaybettiren, kendi yabancılığımızla karşı karşıya bırakan bir dış dünyadır.

İnsan bazen bir sokağa yalnızca yürümek için girmez. Bir duvarın önünde durmak, bir köşeyi dönememek, bir çıkmazın içine düşmek, kendi içinde de bir şeylerin yolunu keser. Kentin asıl gücü de buradadır: Bizi planladığımız yere götürmemesinde.

Oysa bugün algoritmik optimizasyon düzeninin kente yaptığı şey tam olarak bu bakışı ortadan kaldırmaktır. Navigasyon sistemleri, sosyal medya akışları ve gezi önerileri, kentin kendi tekinsiz bakışını bizim yerimize önceden hesaplanmış bir rota ile değiştirir. Kent artık bizi sınayan, bizi bozan, bize direnç gösteren bir dış dünya olmaktan çıkar; geçmiş tercihlerimizden, arama kayıtlarımızdan, beğenilerimizden ve alışkanlıklarımızdan türetilmiş pürüzsüz bir yansıma alanına dönüşür.

Algoritma bize şunu söyler:

Buradan git.
Şurada dur.
Bunu gör.
Bunu paylaş.
Bunu beğenecekler.

Böylece kent, bilinmeyenle karşılaşma alanı olmaktan çıkıp, narsisistik bir dolaşım yüzeyine indirgenir. Artık Ayvalık sokaklarında yürümeyiz; Ayvalık imgesinin içinde kaydırırız. Taş duvara bakmayız; taş duvarın telefonda nasıl göründüğüne bakarız. Bir sokağa girmeyiz; o sokağın paylaşılabilirliğini ölçeriz.

İnsan kente değil, telefona poz verir.

Bu yeni düzende insan, kurucu bir özne olmaktan çok algoritmik bir hayalete benzer. Kentle karşılaşmaz; onu belgeler. Kaybolmaz; kaybolmuş gibi yapar. Deneyimlemez; deneyimlediğini kanıtlamaya çalışır. Bakışı daima bir ekranın arkasında asılı kalır. Mekân, kendisiyle ilişki kurulacak canlı bir varlık olmaktan çıkar; potansiyel bir dijital paylaşımın ham maddesine dönüşür.

Bu düzleştirme operasyonunun en trajik kurbanı ise çıkmaz sokaktır.

Çıkmaz sokak, modern verimlilik aklı için kusurlu bir mekândır. Seni bir yere götürmez. Rota üretmez. Akışı keser. Harita mantığına göre verimsizdir. Bir yere bağlanmayan, bir hedefe hizmet etmeyen, seni başladığın yere geri dönmeye zorlayan tuhaf bir fazlalıktır.

Ama tam da bu yüzden değerlidir.

Çünkü insan bazen yalnızca bir yere vararak değil, bir yere varamayarak da kendine gelir. Çıkmaz sokak, kentin “dur” deme biçimidir. İnsanı kendi hızından, kendi niyetinden, kendi planından ve kendi görüntüsünden koparır. Seni bir duvarın önünde bırakır. Artık ilerleyemezsin. Artık akış yoktur. Artık yön yoktur.

Sadece sen ve duvar varsındır.

Ayvalık’ın çıkmaz sokakları bu yüzden yalnızca mimari ayrıntılar değildir. Onlar kaybolma, duraksama ve hata yapma özgürlüğünün son sığınaklarıdır. Fakat bugün bu sokaklar bile algoritmik dolaşımın dekoruna dönüşmüş durumda. Bir zamanlar insanı kendi eksikliğiyle karşılaştıran o dar geçitler, şimdi fotoğraf fonu olarak işliyor. Çıkmaz sokak artık çıkmaz değildir; sosyal medya akışına açılan küçük bir sahnedir.

Sahne neredeyse her gün aynıdır.

Bir taş duvar.
Dar bir geçit.
Eskimiş bir kapı.
Biraz gölge.
Biraz begonvil.
Bir telefon kamerası.
Aynı “tesadüfen oradaymışım” pozu.

Altına iliştirilen etiketler de bellidir:

#yavaşyaşam
#kayıpAyvalık
#anıyaşa
#eskiSokaklar
#ruhumBuradaKaldı

Ama ruh genellikle orada kalmaz. Veri kalır.

Burada mesele fotoğraf çekmek değildir. Fotoğraf çekmek insanın dünyayla kurduğu en güzel ilişkilerden biri de olabilir. Mesele, bütün bir karşılaşmanın yalnızca paylaşılabilir bir imgeye indirgenmesidir. Mesele, insanın kendi bakışını kaybedip algoritmanın beklediği bakışı taklit etmeye başlamasıdır.

Kişi önce başkalarının Ayvalık paylaşımlarına bakar. Hangi sokağın “otantik”, hangi duvarın “iyi ışık aldığı”, hangi kapının “daha sahici” göründüğü öğrenilir. Sonra aynı sahnenin içine kendi bedenini yerleştirir. Böylece kişi kendi deneyimini üretmez; daha önce dolaşıma girmiş bir imgeyi kendi yüzüyle yeniden paketler.

Bu, kaybolmak değildir.

Bu, kaybolma ihtimalinin estetik olarak taklit edilmesidir.

Ve tam da burada yeni bir özne biçimi belirir: Hayalet özne.

Hayalet özne, oradadır ama tam olarak orada değildir. Sokağın içindedir ama bakışı ekrandadır. Duvarın önündedir ama duvarla karşılaşmaz. Kentin içinde yürür ama kentin ona bakmasına izin vermez. Çünkü kent ona baktığı anda görüntü bozulabilir. Sıkıntı başlayabilir. Sessizlik duyulabilir. Kontrol kaybedilebilir.

Algoritmik çağın insana sunduğu konfor tam da budur: Karşılaşmayı ortadan kaldırmak.

Artık yanlış sokak yoktur.
Kötü fotoğraf yoktur.
Boşa geçirilmiş zaman yoktur.
Verimsiz sıkıntı yoktur.

Her şey bir deneyime, her deneyim bir içeriğe, her içerik bir etkileşime, her etkileşim de ölçülebilir bir değere çevrilebilir.

Oysa insanın elinde kalan son özgürlüklerden biri, ölçülemeyen bir sıkıntıya sahip çıkabilmesidir.

Bir çıkmaz sokakta durup hiçbir şey yapmamak.

Telefonu çıkarmamak.

Poz vermemek.

O duvarın ne anlama geldiğini hemen açıklamaya çalışmamak.

Sadece orada kalmak.

Bu basit hareket, çağımızın pürüzsüz işleyişi açısından küçük ama gerçek bir sabotajdır. Çünkü sistem her şeyimizi işleyebilir: konumumuzu, yüzümüzü, beğenimizi, öfkemizi, arzumuzu, alışverişimizi, yürüyüş rotamızı, fotoğraf açımızı. Ama bazen ne yapacağını bilemeyen, sıkılan, paylaşmayan, açıklamayan, kendini hemen dolaşıma sokmayan insanı işlemekte zorlanır.

O çıkmaz sokakta, elindeki telefonu cebinden çıkarmayan, poz vermeyen, sadece o duvara bakıp saf saf sıkılan insan, algoritmanın hazmedemediği yegâne posadır.

Ya da fotoğrafı çekip paylaşmayan kişi.

O hazzı sisteme fırlatmadan, kendi içinde eksik bırakan kişi.

Çünkü bazen deneyimin hakikati, onun paylaşılmamasında saklıdır.

Bugünün küçük direnişi büyük sloganlardan, keskin devrim reçetelerinden ya da kahramanca kopuşlardan başlamayabilir. Belki de sadece bir duvarın dibinde, kısa bir anlığına, görünür olmayı reddetmekten başlar. Kente yeniden bakmak için önce telefonun bakışından çıkmak gerekir.

Bu dosyada büyük bir kurtuluş vaadi sunmuyoruz. Sistemin nasıl yıkılacağını tarif etmiyoruz. Kimseye yeni bir hayat reçetesi vermiyoruz. Yalnızca hepimizin bildiği ama üzerine konuşmaya üşendiği bir sıkıntıyı, Ayvalık’ın çıkmaz sokaklarından birinin duvarına bakarak yeniden düşünmeye çalışıyoruz.

Çünkü belki de en önemli insani duruş tam olarak budur:

Büyük anlatılar kurmadan, pürüzsüz çözümler sunmadan, yalnızca bir boşluğun yanında durmayı göze almak.

Algoritmanın işleyemediği, piyasanın paketleyemediği, sosyal medyanın hemen dolaşıma sokamadığı o verimsiz sıkıntıyı sahiplenmek.

Ayvalık Akademisi’nin ilk meselesi burada başlıyor.

Çıkmaz sokakta.

Duvarın dibinde.

Sinyal kesik.

Sessizlik yeterince yüksek.

Bu metinde çıkmaz sokak, algoritmik çağda küçük bir kesinti alanı olarak ele alınmıştı. “Tanrının Taklidinden Özne Simülasyonuna” başlıklı defter notu, bu kesintiyi daha geniş bir yapay varlık tarihi içinde yeniden düşünür.


Arka Raftaki Kavramlar

Algoritmik optimizasyon:
İnsan davranışlarını, tercihlerini ve rotalarını daha hızlı, daha verimli ve daha tahmin edilebilir hale getirmeye çalışan dijital düzeni ifade eder. Bu yazıda sorun, algoritmanın yol göstermesi değil; karşılaşma, kaybolma ve duraksama ihtimalini önceden azaltmasıdır.

Verimsiz sıkıntı:
Piyasanın, sosyal medyanın ve algoritmik sistemlerin kolayca değere çeviremediği boşluk halidir. Bir yerde durmak, hiçbir şey paylaşmamak, hemen açıklamamak ve ölçülebilir bir çıktı üretmemek bu sıkıntının parçasıdır.

Hayalet özne:
Fiziksel olarak bir yerde bulunan ama bakışı, dikkati ve arzusu ekran tarafından çekilmiş kişiyi anlatır. Hayalet özne kentte yürür, ama kentle tam karşılaşmaz; deneyiminin kanıtını üretmeye çalışır.

Narsisistik dolaşım yüzeyi:
Kentin, kendi başına direnç gösteren bir dış dünya olmaktan çıkıp kişinin kendisini yeniden görebileceği, paylaşabileceği ve onaylatabileceği bir görüntü alanına dönüşmesidir.

Çıkmaz sokak:
Bu yazıda yalnızca mimari bir biçim değildir. Akışı kesen, rotayı bozan, insanı bir duvarın önünde bırakan küçük bir karşılaşma alanıdır. Algoritmik çağda çıkmaz sokak, verimsizlik ve duraksama hakkını temsil eder.

Sinyalin kesildiği yer:
Her deneyimin veri, paylaşım ve etkileşim haline getirildiği bir düzende, kısa süreliğine de olsa dolaşımdan çıkma imkanını anlatır. Burada kesinti, romantik bir kaçış değil; küçük bir zihinsel dirençtir.


Bu Defterin Arkasındaki Kitaplar

Walter Benjamin — Pasajlar / Teknik Olarak Yeniden Üretilebilirlik Çağında Sanat Yapıtı
Kent, bakış, dolaşım, imge ve modern deneyim üzerine düşünmek için arka planda durabilir.

Guy Debord — Gösteri Toplumu
Deneyimin imgeye, imgenin dolaşıma, dolaşımın toplumsal ilişkiye dönüşmesini anlamak için temel bir eşik.

Henri Lefebvre — Mekânın Üretimi
Mekânın yalnızca fiziksel değil, toplumsal ve ideolojik olarak üretildiğini düşünmek için yararlı bir kaynak.

Michel de Certeau — Gündelik Hayatın Keşfi
Yürüme, rota, gündelik pratikler ve kenti kullanıcıların nasıl yeniden yazdığı üzerine önemli bir kaynak.

Jacques Lacan — Psikanalizin Dört Temel Kavramı
Bakış, arzu ve özne meselesinin arka planı için.

Louis Althusser — İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları
Bireyin nasıl belirli özne konumlarına çağrıldığını anlamak için. Bu yazıda sosyal medya ve algoritmik düzenin kullanıcıyı “paylaşan özne” olarak çağırması bu hatta okunabilir.

Byung-Chul Han — Şeffaflık Toplumu / Psikopolitika
Görünürlük, performans, veri ve kendini gönüllü olarak dolaşıma sokma baskısı üzerine düşünmek için yakın dönem bir kaynak.

İlgili

Etiketler: AlgoritmaAyvalıkÇıkmaz sokakkentsosyal medya

Menü

  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • İletişim

Son Yazılar

Açık ofiste yorgun görünen bir çalışan, arka plandaki kurumsal baskı ortamından ayrılaşmış halde oturuyor.

Toksik İnsanlar Çağı

Aynada kendi yüzüne dikkatle bakan bir kadın, özdenetim ve kişisel sorumluluk baskısını simgeliyor.

Manifestation, kişisel gelişim ve toplumsal engellerin öznenin iradesine devredilmesi

Kent manzarasına bakan bir kişi, gökyüzündeki uçak izini izliyor.

Aşı Karşıtlığından Chemtrail’e, HAARP’tan Düz Dünya’ya Büyük Öteki Arzusu

Tac Mahal’in yan cephesinde ziyaretçiler ve Yamuna Nehri, Agra.

Karanlık Çağlar Kimin Karanlığı?

Kategoriler

  • 00 — Ön Okuma
  • 05 — Evren, Madde ve Yaşam
  • 10 — Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
  • Ders Notları
  • Dijital Özne
  • Kavramlar
  • Kültür ve Estetik
  • Seyir Dairesi
  • Toplum ve İktidar

Etiket

Althusser Ayvalık Akademisi bağlam Bağlam Borcu ders notları dil ekonomi politik eleştirel düşünme emek ideoloji kapitalizm Karl Marx Lacan Marx tarihsel materyalizm temel kavramlar toplumsal ilişkiler yapay zekâ yöntem özne
  • Akademi
  • Müfredat
  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • Çerez Politikası (AB)
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim

2026 Ayvalık Akademisi

Welcome Back!

Login için hesap below

Forgotten şifre?

Şifrenizi geri alın

Lütfen Girin kullanıcı adı veya e-posta address için sıfırla şifre.

Log içinde
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi

2026 Ayvalık Akademisi

Ayvalık Akademisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin