Bir kafe açmak istedim.
Olmadı.
Çok pahalıydı.
Sonra düşündüm:
Müdavimler olmadan kafe olmazdı.
Müdavimler olmadan fanzin de olmazdı.
Ama fanzinin önünde hiçbir engel yoktu.
Böyle başladı.
Elinizdeki bu şey, var olmayan bir kafenin var olmayan müdavimlerinin gerçek fanzinidir.
İçinde tesisatçılar teori yapıyor, fizikçiler sokakta röportaj veriyor, yüz yıl önce kaybolmuş biri sabun kazanında deney yapıyor. Belediye meclislerinde kitapların titreşip titreşmediği tartışılıyor.
Bunların hepsi uydurma.
Ama baktığınız şehir gerçek.
Akan borular gerçek.
Logarlar gerçek.
Dizilerin arkasındaki taş evlerin içindeki çatlaklar gerçek…



