Ayvalık Akademisi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Ayvalık Akademisi
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
Siyasal toplantıda farklı toplumsal olayları kırmızı iplerle tek bir açıklama ağına bağlayan konuşmacı.

Sol Mehdiler

Yazan: Ertuğrul Söyler
Kayıt yeri: Defterler, Toplum ve İktidar

Solun eski toplantı biçimlerini bilenlerin aşina olduğu bir sahne vardır. Gündem açılır, birkaç kişi konuşur, ardından birisi sözü alır ve odada olup bitenden daha büyük bir çerçeve kurmaya başlar. Son seçim, ekonomik kriz, sendikanın durumu, gençliğin ilgisizliği, hükümetin yeni kararı, uluslararası gelişmeler birbirine bağlanır. Birkaç dakika önce yan yana duran olaylar artık aynı hikâyenin parçalarıdır. Konuşmanın sonunda yalnızca ne olduğu değil, bütün bunların ne anlama geldiği de açıklanmıştır.

Bu kişilerin mutlaka bilgisiz olduklarını düşünmek haksızlık olur. Çoğu gerçekten okurdu. Gazeteleri, dergileri, kitapları takip eder, yeni gelişmeleri öğrenir, tarihsel örnekleri hatırlar, kavramları birbirine bağlamak için ciddi bir zihinsel emek harcardı. Yıllar geçtikçe insanın aklında başka bir soru beliriyor: Bütün bu okuma ve düşünme faaliyeti neyi geliştiriyordu?

Sol siyasal dilin merkezinde uzun süre sömürü düzeni, sınıf mücadelesi ve toplumsal dönüşüm vardı. Bunların gerçek sorunlar olup olmadığı ayrı bir tartışma değildir; sömürü, eşitsizlik ve iktidar ilişkileri ortadadır. Daha zor soru şudur: Bu dili yıllarca kullananların yatırımı gerçekten mücadeleye mi yapılmıştı, yoksa mücadele hakkında konuşma halinin kendisi de zamanla ayrı bir haz ve konum mu üretmişti? İkisini birbirinden ayırmak kolay değildir.

Bir örgütte yapılan günlük işlerin önemli bölümü oldukça sıradandır. Afiş gelir, birileri onları taşır, çoğu kez daha genç olanlar duvarlara asar, bildiriler dağıtılır, toplantılar yapılır, zaman zaman eylemlere gidilir. Sendikal mücadele gibi doğrudan maddi karşılaşmaları şimdilik bir kenarda tutarsak, gündelik pratik ile çevresinde üretilen söylemin yoğunluğu arasında bazen büyük bir fark oluşabilir. Yapılan iş sınırlıdır; fakat yapılan işin tarihsel anlamını açıklayan söz neredeyse sınırsızdır.

Tam burada özel bir işlev ortaya çıkar. Dağınık olayların birbirine dikilmesi gerekir. Bir gelişmenin tesadüf olmadığı, başka bir sürecin parçası olduğu, işçilerin sessizliğinin aslında belirli bir durumu gösterdiği, hükümetin yeni hamlesinin ancak daha geniş bir bağlam içinde anlaşılabileceği söylenir. Kriz, emperyalizm, sınıf, devlet, halk, örgüt, mücadele gibi gösterenler her yeni olayda yeniden dizilir ve anlam geçici olarak sabitlenir. Topluluğun yalnızca bilgiye değil, bu dikişi yapan kişiye de ihtiyacı oluşabilir.

Sol Mehdi dediğimiz figür tam burada ortaya çıkar. Onu Mehdi yapan geleceği bilmesi değildir. Dağınık işaretlerin ardındaki bütünü gördüğünü varsaymasıdır. Henüz başkalarının birbiriyle ilişkilendiremediği olayları aynı zincire yerleştirir. Her yeni olay bu işi tekrar gerektirdiği için görevi de hiçbir zaman tamamlanmaz. Sürekli okumalı, sürekli düşünmeli, yeni sözcükler öğrenmeli, tarihsel örnekler bulmalı ve değişen dünyayı yeniden dikmelidir.

Bu yüzden ortaya gerçekten çalışkan bir insan çıkabilir. Fakat çalışkanlık ile kendi düşüncesini yanlışlayabilme yeteneği aynı şey değildir. Bir zamanlar saatlerce tarih, ekonomi ve siyaset konuşmuş, yüzlerce kitap okumuş birinin yıllar sonra son derece basit bir meselede şaşırtıcı ölçüde kötü bir hükme vardığını gördüğümüzde ilk tepki genellikle aynıdır: Bu kadar okuyan biri bunu nasıl göremez?

Belki soruyu yanlış soruyoruz. Okumak her zaman kişinin kurduğu çerçeveyi sınamak için yapılmaz. Yeni bilgiyi mevcut çerçeveye dahil etmek için de okunabilir. Birinci durumda bilgi insanın düşüncesini bozabilir; ikinci durumda mevcut düşüncenin bakımını yapar. Bir insan kırk yıl boyunca kendi fikrini sökme yeteneğini değil, yeni gelişmeleri mevcut fikrine dikme yeteneğini geliştirmiş olabilir.

Bu durumda çok okumak yanılmayı engellemez. Hatta bazen yanlış hükmün savunulabileceği tarihsel örneklerin, kavramların ve benzetmelerin sayısını artırır. “Galiba yanılmışım” diyebilecek biri ile yanlışını beş ayrı tarihsel bağlamın içine yerleştirerek ayakta tutabilecek deneyimli tahlilci arasında tuhaf bir fark ortaya çıkar. Birikim, düşüncenin yanlışlanabilme kapasitesini artırmak yerine kendi etrafına daha sağlam bir savunma hattı kurmasına hizmet etmiş olabilir.

Bunu zekâ farkıyla açıklamak daha büyük bir hata olur. İnsanları “aptal” diye ayırmak, düşüncelerinin hangi ilişkiler içinde üretildiğini araştırmak yerine onları aşağıya yerleştirir ve konuşana sessizce daha yüksek bir konum verir: O göremedi, ben gördüm; o kandı, ben kanmadım. Böylece açıklanması gereken toplumsal, siyasal ve libidinal ilişkilerin yerini kişisel üstünlük alır. Üstelik eleştirdiğimiz mekanizmayı hemen yeniden üretmiş oluruz.

Asıl mesele kişinin söylediği cümleden ne kazandığıdır. “İşçi sınıfı bunu istiyor”, “kadınların temel sorunu budur”, “gençlik artık böyle düşünüyor”, “halk buna hazır değil” gibi cümleler yalnızca başkaları hakkında bilgi vermekle kalmaz. Konuşan kişiye de belirli bir yer verir. Birileri yaşar, çalışır, hisseder, öfkelenir; başka biri bütün bunların ne anlama geldiğini açıklar. Cümlenin öznesi sürekli başkası olduğu halde anlamı kuran merci değişmez.

Foucault’nun entelektüel konusunda yarattığı rahatsızlık tam burada değer kazanır. İnsanların ne yaşadıklarını onlara açıklayan, onların gerçek çıkarlarını bilen ve herkes adına hakikati söyleme hakkını kendisinde bulan entelektüel figüründen kuşkulanmak, entelektüel faaliyetten vazgeçmek anlamına gelmez. Tam tersine, bilginin temsil yetkisi vermediğini kabul etmektir. Bazen bütün bir tahlili bozmak için daha doğru bir büyük teoriye bile ihtiyaç yoktur. “Kadınların temel sorunu…” diye başlayan bir cümleye “Hangi kadınların?”, “İşçiler bunu kabul etmez” hükmüne “Hangi işçiler?”, “Halk bunu istiyor” iddiasına “Bunu kim söyledi?” diye sormak yeterlidir. Küçük sorular büyük bir yetkiyi geri alır. Konuşan kişi artık bütün bir toplumsal grubun arzusunu tek cümlede taşıyamaz; belirli insanlardan, kurumlardan, ilişkilerden ve zamanlardan söz etmek zorunda kalır.

Sol Mehdi’nin sevmediği soru tam olarak budur. Çünkü gücü yalnızca doğru veya yanlış bilgi vermesinden gelmez. Çok sayıda farklı şeyi aynı büyük cümlede birleştirebilmesinden gelir. Üstelik bu birleşmenin arkasında yalnızca kavramsal bir işlem yoktur; belirli bir fantazi de çalışır. Dağınık dünyanın gerisinde aslında tutarlı bir bütün bulunduğu ve yeterince bilen birinin bu bütünün gizli mantığını okuyabileceği fantazisi.

Žižek’in Lacan’dan hareketle ideoloji tartışmasına taşıdığı fantazi meselesi burada yardımcı olur. Fantazi yalnızca gerçeğin üzerine geçirilmiş hayalî bir örtü değildir; öznenin gerçeklikle ilişki kurabilmesini sağlayan sahneyi de düzenler. Sol Mehdi’nin performansını mümkün kılan şey, her olayın mutlaka daha büyük bir hikâyedeki yerine kavuşabileceği ve kendisinin bu yeri gösterebileceği varsayımıdır. Bir olay açıklamayı bozduğunda bütün terk edilmez; yeni bir dikiş atılır. Böylece açıklama yalnızca dünyayı anlamlandırmaz, açıklayan kişinin o dünyadaki yerini de sürekli yeniden üretir.

Mesele bu noktada birkaç eski solcunun kötü alışkanlıklarını teşhis etmekten çıkar. Çünkü böyle bir teşhis, Sol Mehdi’yi eleştiren yeni bir Sol Mehdi üretmek için fazlasıyla elverişlidir. Üstelik burada tarif edilen sorunun parçaları yeni de değildir. Benjamin, politik radikalliğin mücadeleden koparak bir tavra dönüşebilmesini erken dönemde fark etmişti. Freud’dan hareket eden Wendy Brown, siyasal öznenin yalnızca mücadele ettiği nesneye değil, kendi siyasal kimliğine ve doğru analizi yapan kişi olma haline de libidinal biçimde bağlanabileceğini gösterdi. Bourdieu, temsilcinin grup adına konuşurken zamanla grubun ne söylediğini belirleyen kişiye dönüşebilmesini “oracle effect”, kâhin etkisi olarak tarif etti.

Aynı makam başka yönlerden de rahatsız edildi. Rancière, bilen entelektüel ile kendisine kendi hakikati açıklanması gereken işçi arasındaki ayrımın bizzat bir tahakküm ilişkisi üretebileceğini gösterdi. Foucault evrensel entelektüelin herkes adına konuşma hakkından kuşku duydu. Lacan, söylediğimiz fikirlerden bağımsız olarak söylem içinde hangi bilgi ve otorite konumunu işgal ettiğimize bakmayı mümkün kıldı. Žižek bu ilişkiye fantazinin ve hazzın sürekliliğini ekledi. Jodi Dean’in iletişimsel kapitalizm çözümlemeleriyse siyasal sözün dijital ortamda eyleme dönüşmek zorunda kalmadan sürekli dolaşabilmesini ve bu dolaşımın kendi başına siyasal bir faaliyet hissi yaratabilmesini anlamak için başka bir kapı açtı.

Burada eklemek istediğimiz şey daha sınırlı. İnsanların siyasal görüşlerinin yıllar içinde değişmesine baktığımızda çoğunlukla değişen içeriği izliyoruz. Bir zamanlar söylediğiyle bugün söylediğini karşılaştırıyor, aradaki mesafeyi ölçüyor ve buna göre siyasal bir biyografi kuruyoruz. Oysa bazı biyografilerde değişmeyen başka bir şey olabilir: konuşanın söylem içindeki yeri.

Bir zamanlar işçi sınıfının ne istediğini açıklayan kişi yıllar sonra seçmenin ne istediğini açıklıyor olabilir. Dün emperyalizmin hamlesini çözümlerken bugün piyasanın yönünü, tüketicinin davranışını veya toplumun psikolojisini çözümleyebilir. Kavramlar değişmiştir, siyasal taraf değişmiştir, kişinin eski hayatıyla bugünkü hayatı arasında neredeyse hiçbir benzerlik kalmamış olabilir. Fakat cümle hâlâ aynı yerden kuruluyordur: Başkalarının henüz göremediği şeyi ben görüyorum.

O halde yalnızca neden eski fikirlerinden vazgeçtiğini sormak yetmez. Neye sadık kaldığını da sormak gerekir. Partisine olmayabilir, Marx’a olmayabilir, eski örgütüne olmayabilir, işçi sınıfına olduğunu söylemek de artık mümkün olmayabilir. Fakat başkalarının henüz anlayamadığı şeyi açıklayan kişi olma konumuna sadık kalmış olabilir.

Bu her siyasal biyografiyi açacak gizli anahtar değildir. İnsanların değişmesinin maddi, kişisel, tarihsel ve siyasal sayısız nedeni vardır. Burada yalnızca bunların yanında genellikle izlemediğimiz başka bir sürekliliği görünür hale getirmeye çalışıyoruz. Üstelik bu soru yalnızca başkalarına yöneltilemez. Bir kavram kurduğumuzda, bir eksikliği gösterdiğimizde veya başkalarının göremediği bir bağlantıyı gördüğümüzü düşündüğümüzde aynı makamın hemen yanı başındayız. Bundan bizi otomatik olarak koruyacak bir teori, doğru bir siyasal aidiyet veya yeterince güçlü bir kavram yoktur.

Belki elde kalan ölçü daha mütevazıdır: Başkalarının sözünü kesen küçük soruyu zaman zaman kendi cümlemize de yöneltebilmek.

Bunu kim adına söylüyorsun?


Kaynakça

  • Benjamin, Walter. “Left-Wing Melancholy.” The Weimar Republic Sourcebook, der. Anton Kaes, Martin Jay ve Edward Dimendberg, University of California Press, 1994, s. 304–306.
  • Freud, Sigmund. “Mourning and Melancholia.” The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Cilt 14, Hogarth Press, 1957, s. 237–258.
  • Brown, Wendy. “Resisting Left Melancholy.” boundary 2, Cilt 26, Sayı 3, 1999, s. 19–27.
  • Bourdieu, Pierre. “La délégation et le fétichisme politique.” Actes de la recherche en sciences sociales, Cilt 52–53, 1984, s. 49–55. DOI: 10.3406/arss.1984.3331.
  • Rancière, Jacques. The Philosopher and His Poor. Çev. John Drury, Corinne Oster ve Andrew Parker. Duke University Press, 2004.
  • Foucault, Michel. “Truth and Power.” Power/Knowledge: Selected Interviews and Other Writings, 1972–1977, der. Colin Gordon, Pantheon Books, 1980, s. 109–133.
  • Lacan, Jacques. The Seminar of Jacques Lacan, Book XVII: The Other Side of Psychoanalysis. Der. Jacques-Alain Miller. W. W. Norton, 2006.
  • Žižek, Slavoj. The Sublime Object of Ideology. Verso, 1989; yeni baskı 2009.
  • Dean, Jodi. “Communicative Capitalism: Circulation and the Foreclosure of Politics.” Cultural Politics, Cilt 1, Sayı 1, 2005, s. 51–74. DOI: 10.2752/174321905778054845.

İlgili

Etiketler: BourdieuEntelektüelFantaziFoucaultJodi DeanLacanRancièreSiyasal SöylemSol MehdilerSol SiyasetWalter BenjaminWendy BrownŽižekİdeoloji

Menü

  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • İletişim

Son Yazılar

Siyasal toplantıda farklı toplumsal olayları kırmızı iplerle tek bir açıklama ağına bağlayan konuşmacı.

Sol Mehdiler

Kurumsal toplantı masasında, kendi küçük otorite figürleriyle çevrili düşünceli bir çalışan.

Mehdi Enflasyonu ve Kurumsal Tevazu

Dar ve araçlarla dolu bir kent sokağında alışveriş poşetiyle duran yaşlı bir kadın, değişen mahalle dokusuna bakıyor.

Şehir Bunu Bana Neden Yapıyor?

Televizyon yayın kontrol odasında çok sayıda monitörün önünde çalışan bir kurgu operatörü.

Algoritma Beni Görmüyor

Kategoriler

  • 00 — Ön Okuma
  • 05 — Evren, Madde ve Yaşam
  • 10 — Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
  • Ders Notları
  • Dijital Özne
  • Kavramlar
  • Kültür ve Estetik
  • Seyir Dairesi
  • Toplum ve İktidar

Etiket

Althusser Ayvalık Akademisi bağlam Bağlam Borcu ders notları dil eleştirel düşünme emek ideoloji kapitalizm Karl Marx Kavramsal Sterilizasyon Lacan Marx tarihsel materyalizm temel kavramlar toplumsal ilişkiler yapay zekâ yöntem özne
  • Akademi
  • Müfredat
  • Künye
  • Sıkça Sorulduğu İddia Edilen Sorular
  • Çerez Politikası (AB)
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim

2026 Ayvalık Akademisi

Welcome Back!

Login için hesap below

Forgotten şifre?

Şifrenizi geri alın

Lütfen Girin kullanıcı adı veya e-posta address için sıfırla şifre.

Log içinde
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}
No sonuç
Tümünü Gör sonuç
  • Akademi
  • Ders Notları
    • Ön Okuma
    • Tarihsel Materyalizm ve Ekonomi Politik
  • Defterler
    • Dijital Özne
    • Kültür ve Estetik
    • Toplum ve İktidar
  • Kavramlar
  • Seyir Dairesi

2026 Ayvalık Akademisi

Ayvalık Akademisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin