00.08 00 — Ön Okuma
Bir evin içine girdiğimizde odaları, kapıları, duvarları ve merdivenleri görürüz. Bunların her biri ayrı bir parçadır; fakat ev yalnızca bu parçaların toplamı değildir. Mutfakla salonun nerede olduğu, odaların birbirine nasıl bağlandığı, hangi kapının nereye açıldığı da önemlidir. Aynı malzemeler başka türlü yerleştirilseydi başka bir ev ortaya çıkabilirdi. Yapı dediğimiz şey en basit haliyle, parçaların yalnızca bulunması değil, belirli bir düzen içinde birbirleriyle ilişkili olmasıdır.
Bu düşünceyi gündelik hayata taşıdığımızda yapı artık yalnızca bina anlamına gelmez. Bir ailede birkaç insan birlikte yaşar. Fakat aileyi yalnızca bu insanların toplamı olarak düşünmek yetmez. Kimin hangi sorumluluğu üstlendiği, paranın nasıl kullanıldığı, çocuklarla ilgili kararları kimin verdiği, ev işlerinin nasıl paylaşıldığı ve insanlar arasında hangi beklentilerin bulunduğu da önemlidir. Aile üyeleri değişebilir; çocuk büyüyebilir, biri evden ayrılabilir, yeni biri katılabilir. Buna rağmen bazı ilişkiler ve alışkanlıklar devam edebilir. Burada tek tek kişilerden daha uzun süre yaşayabilen bir düzen görmeye başlarız.
Bir okul da benzer biçimde düşünülebilir. Öğretmenler ve öğrenciler vardır; fakat okul yalnızca aynı binada bulunan insanlardan oluşmaz. Ders saatleri, sınıflar, sınavlar, notlar, öğretmen ile öğrenci arasındaki yetki farkı, devam zorunluluğu ve mezuniyet koşulları da okulun nasıl çalışacağını belirler. Bir öğretmen ayrılıp yerine başka biri geldiğinde okul bütünüyle yeniden kurulmaz. Öğrenciler her yıl değişir ama ders yılı devam eder. Demek ki bazı düzenler, onları o anda taşıyan kişilerden daha kalıcı olabilir.
Yapı kavramının ilk yararı burada ortaya çıkar. Bir olayın yalnızca içindeki kişilere bakarak açıklanamayabileceğini gösterir. Örneğin bir okulda öğrenciler sürekli sınav için çalışıyorsa bunu yalnızca öğrencilerin “not meraklısı” olmalarıyla açıklamak eksik kalabilir. Notların sınıf geçmeyi, üniversiteye girişi veya başka olanaklara erişimi belirlediği bir düzen varsa öğrencilerin davranışı bu yapıyla da ilişkilidir. Öğrenciler sistemi kendileri kurmamış olabilir; fakat davranışlarını onun içinde gerçekleştirirler.
Bu, yapının insanları kukla gibi yönettiği anlamına gelmez. Aynı okulda bütün öğrenciler aynı davranmaz. Biri sınava çok önem verir, diğeri vermez; biri kurallara uyar, başkası karşı çıkar. Yapı insanların ne yapacağını tek tek belirleyen gizli bir kumanda değildir. Daha çok, bazı davranışları kolaylaştıran, bazılarını zorlaştıran ve insanların hareket ettiği alanı belirli ölçülerde düzenleyen ilişkiler bütünüdür.
Bir futbol oyunu bunu daha açık gösterebilir. Sahada yirmi iki oyuncu bulunur. Oyuncuların becerileri, kararları ve hataları oyunun sonucunu etkiler. Fakat oyunun nasıl oynanacağını yalnızca oyuncular belirlemez. Sahanın sınırları, kaleler, takım ayrımı, ofsayt kuralı ve topun elle tutulamaması gibi kurallar oyunun temel düzenini oluşturur. Oyuncular bu düzen içinde farklı şeyler yapabilirler. Aynı kurallarla binlerce farklı maç oynanabilir. Yapı davranışı tek bir sonuca zorlamaz; fakat hangi hareketlerin mümkün veya anlamlı olduğunu etkiler.
Burada yapı ile kuralı birbirinden ayırmak gerekir. Bir yapının içinde açıkça yazılmış kurallar bulunabilir, fakat bütün yapılar yalnızca kurallardan oluşmaz. Bir ailede kimin masanın neresine oturacağını belirleyen yazılı bir yönetmelik olmayabilir; buna rağmen herkes yıllardır aynı yere oturuyor olabilir. Bir işyerinde bazı kişiler resmî görev tanımlarından daha fazla söz sahibi olabilir. Bir mahallede belirli sokaklar zamanla belirli grupların buluşma yerine dönüşebilir. İnsanların tekrar eden davranışları da zaman içinde düzenli ilişkiler oluşturabilir.
Bu yüzden yapı her zaman gözle görülebilen bir şey değildir. Bir binanın taşıyıcı kolonlarını gösterebiliriz; fakat bir işyerindeki hiyerarşiyi aynı biçimde elimizle gösteremeyiz. Yine de kimin kime talimat verebildiğine, kimin ücret belirlediğine, kimin işe alma veya çıkarma yetkisine sahip olduğuna baktığımızda bu düzeni görebiliriz. Yapı çoğu zaman parçaların kendisinden çok, parçalar arasındaki düzenli ilişkilerde ortaya çıkar.
Bir alışveriş merkezini düşünelim. İçinde mağazalar, çalışanlar ve müşteriler vardır. Bir gün bütün müşteriler değişir, ertesi gün çalışanlardan bazıları değişebilir. Buna rağmen mağazalar açılır, ürünler fiyatlandırılır, müşteriler satın alır, çalışanlar ücret karşılığında çalışır ve mülk sahipleri kira alır. Tek tek insanlar değişse bile bazı ilişkilerin tekrarlandığını görürüz. Yapı kavramı, dikkatimizi bu tekrar eden düzenlere yöneltir.
Fakat burada başka bir hataya düşmek mümkündür. Bir yapıyı keşfettiğimizde onun değişmez olduğunu sanabiliriz. Oysa yapılar da tarih içinde oluşur ve değişir. Bugünkü okul düzeni geçmişteki okullarla aynı değildir. Aile ilişkileri, çalışma biçimleri, devlet kurumları veya kentlerin örgütlenmesi zaman içinde dönüşebilir. Bir yapının bireylerden daha kalıcı olması, sonsuza kadar aynı kalacağı anlamına gelmez.
Üstelik insanlar yapının yalnızca içinde yaşamaz; onu her gün yeniden üretirler. Öğretmen derse girer, öğrenci sırasında oturur, sınav yapılır, not verilir. Bu davranışlar tekrarlandıkça okul düzeni devam eder. İnsanlar davranışlarını değiştirdiğinde, kurallar değiştirildiğinde veya mevcut düzene karşı mücadele edildiğinde yapının kendisi de dönüşebilir. Bu nedenle yapı, insanların dışında duran taşlaşmış bir şey değil; insanların içinde hareket ettiği ve aynı zamanda davranışlarıyla sürdürdüğü bir ilişkiler düzenidir.
Bazen yapı ile neden de karıştırılır. “Bunun nedeni yapıdır” dediğimizde aslında pek az şey söylemiş olabiliriz. Hangi yapı? Hangi ilişkiler? Bu düzen davranışı nasıl etkiliyor? Yapının hangi parçası belirleyici? Yapı kelimesi açıklamanın yerine geçtiğinde, daha önce “kişilik” veya “sistem” kelimelerinde karşılaştığımız aynı sorun ortaya çıkar. Güçlü bir isim buluruz ama olayın nasıl gerçekleştiğini henüz göstermemiş oluruz.
Bu yüzden bir yapıyı anlamaya çalışırken parçaları ve ilişkileri somutlaştırmak gerekir. Bir işyerinden söz ediyorsak kim çalışıyor, kim karar veriyor, mülkiyet kime ait, ücret nasıl belirleniyor ve ortaya çıkan ürün kime gidiyor diye sorabiliriz. Bir okuldan söz ediyorsak öğretmen, öğrenci, sınav, not, müfredat ve yönetim arasındaki ilişkileri inceleyebiliriz. “Yapı” bunların üzerinde duran ayrı bir varlık değildir; bu ilişkilerin belirli biçimde örgütlenmesidir.
İlerleyen derslerde yapı kavramıyla farklı biçimlerde karşılaşacağız. Üretim ilişkilerinden dile, aileden devlete kadar birçok alanda tek tek kişilerin özelliklerinin ötesinde tekrar eden düzenleri inceleyeceğiz. Fakat her düşünürün yapı dediğinde aynı şeyi kastetmediğini de göreceğiz. Şimdilik daha temel bir ayrımı korumamız yeterlidir: Bir bütünü anlamak için bazen yalnızca parçalarının ne olduğunu değil, bu parçaların birbirleriyle nasıl düzenlendiğini de bilmek gerekir.
Bir olaya baktığımızda bu nedenle şu soruları sorabiliriz:
Buradaki parçalar nelerdir?
Bu parçalar arasında hangi ilişkiler tekrar ediyor?
İnsanlar değiştiğinde bu düzen devam ediyor mu?
Bu düzen insanların yapabileceklerini nasıl kolaylaştırıyor veya sınırlandırıyor?
Yapı, parçaların arkasında saklanan gizli bir şey değildir. Çoğu zaman parçaların birbirine bağlanma biçimidir.
Ayvalık Akademisi Ders Notları
Ön Okuma
- Kavram Nedir?
- Bir Şeyi Açıklamak ile Adlandırmak Arasındaki Fark
- Bir Soru Nasıl Kurulur?
- Nedenler Neden Tek Başına Yetmez?
- Bir Örnek Ne Kadar Şey Gösterir?
- Bireysel Olan ile Toplumsal Olan Nasıl Ayrılır?
- Bir Şeyin Tarihi Olması Ne Demektir?
- İlişki Nedir? Bir Nesneyi İlişkileri İçinde Düşünmek
- Çelişki Nedir?
- Yapı Nedir?
- Özne Nedir?
- İdeoloji Nedir?
- Söylem Nedir?
- Bağlam Nedir?
- Bir Metin Nasıl Okunur?
- Bir Kavramı Günlük Dile Çevirmek Neyi Kaybettirir?
- Aynı Olay Neden Farklı Kuramlarda Farklı Görünür?



